|
AKP ve MEB Aleviler için Sünnü Ders Kitapları Hazırlattı
AKP ve MEB Aleviler üzerinde oynadığı Sünnü İslam eÄŸitim Oyunu - Buna kim dur diyecek?
MUSTAFA CEMİL KILIÇ Ä°lahiyatçı / Sosyolog 17. 09. 2007 tarihli sitemize İstanbul'dan göderdiÄŸi bilgileri olduÄŸu gibi veriyoruz. İslamite, Cami, EÄŸitim Alevili ve Ehlibeyt sevgisi hep bir arada. Dikkatle okumanızı tavsiye ederiz.
2007 – 2008 EĞİTİM ÖÄžRETİM YILINDA İLKÖÄžRETİM 2. KADEMEDE OKUTULACAK DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERS TAPLARI HAKKINDA RAPOR 6. Sınıf Ders Kitabı Kitapta tüm konular Sünni İslam inancının koyu bir propagandası biçiminde yer almaktadır. Sünni inançla İslam dini özdeÅŸleÅŸtirilmiÅŸ, diÄŸer İslam yorumları yok farz edilmiÅŸtir. “ Namaz İbadeti “ baÅŸlığını taşıyan 2. ünitede sadece Sünni inanç, hatta SünniliÄŸin sadece Hanefi kolu esas alınmış; abdest, namazın kılınışı vb. tüm baÅŸlıklarda diÄŸer İslam yorumları dışlanmıştır. ( s.31 – 60 ) Namazın muadili olan, Alevilerin cem ibadeti yadsınmıştır. Abdest konusunda Åžiilerin farklı yorumları da görmezden gelinmiÅŸtir. Åžiiler, abdest alırken abdestle ilgili ayeti farklı anlamlandırarak ayakları yıkamaz mesh ederler. Oysa yüz binlerce Åžii öÄŸrencinin varlığı göz ardı edilerek onlara Sünni Hanefi abdest alma biçimi dayatılmıştır. (s.34 ) Kutsal kitaplar bahsi iÅŸlenirken “Kur’an’ın hiç deÄŸiÅŸmediÄŸi İNANCI vurgulanmış, bu konudaki aksi yönde iddialara olumsuzlamacı bir dille dahi yer verilmemiÅŸtir. ( s 25 ) “Türklerde Ehlibeyt Sevgisi “ baÅŸlıklı konuda Alevi BektaÅŸi inanç ve kültürüne atıfta bile bulunulmamıştır. Kitabın hiçbir yerinde, Cem, Semah, Muharrem Matemi ve Orucu, Müsahiplik, Kırklar Cemi ve Meclisi, Hızır Orucu, DeyiÅŸ, Nefes, Cem evi vb. Alevi BektaÅŸi kavram ve terimlerine yer verilmemiÅŸtir. “ İslamiyet ve Türkler “ adlı ünitede “ Türkler Arasında İslam’ın Yayılmasında Etkili Olan Bazı Åžahsiyetler “ baÅŸlıklı konuda sadece Sünni Türkler dikkate alınmış, milyonlarca Åžii Türk’ün mevcudiyeti ve din anlayışlarının oluÅŸmasında etkili olan ÅŸahsiyetler göz ardı edilmiÅŸtir. Alevilerin dinsel önderleri de Sünni bakış açısıyla konu edilmiÅŸtir. Alevilik tasavvufi bir yorum olarak görülüp bazı Alevi önderleri Sünni inançta imiÅŸ gibi gösterilmiÅŸtir. Hacı BektaÅŸ Veli’nin tanıtıldığı metinde, yıllarca Alevileri SünnileÅŸtirmek için Anadolu’da köy köy, kasaba kasaba gezen ve misyonerlik faaliyeti yürüten ve Alevi köylerine cami yaptırmakla övünen Abdulkadir Sezgin’in kitaplarından alıntılar yapılmış ve metne, o zatın bakışı egemen kılınmıştır. Hacı BektaÅŸ Veli, Alevi bakış açısıyla anlatılmamıştır. ( s. 119 ) Ayrıca kitapta Atatürk ve Atatürkçülük ile ilgili hiçbir metin yer almamıştır. 7. Sınıf Ders Kitabı Kitabın tüm metni Sünni Hanefi inanca göre ÅŸekillendirilmiÅŸtir. Tarafgir bir dil kullanılarak, nesnellik sınırları aşılmış ve koyu bir Sünnilik propagandası yapılmıştır. “Melekler ve Ahiret İnancı “ baÅŸlıklı ünitede “ Toplumda Yaygın Olan Bazı Batıl İnançlar” alt baÅŸlığı altında türbe ziyaretleri, türbelerde adak adama, bez ve çaput baÄŸlayarak dilek dileme gibi Türk halk kültürünün en nadide örnekleri VAHHABİ bakış açsıyla hurafe ve batıl sayılarak ÅŸirk sebebi olarak gösterilmiÅŸtir. ( s15) Alevilerdeki türbe ve türbe ziyareti olgusu aleyhine, inanç ve ibadet hürriyeti ile baÄŸdaÅŸmayacak ifadeler kitapta sözde İslamilik adına yer bulabilmiÅŸtir. İnançların yanlış ve doÄŸru olarak vasıflandırılması hiçbir biçimde nesnel bir tutum deÄŸildir. İnançların ispatı olmadığı için doÄŸrulukları ve yanlışlıkları diye bir ÅŸey de söz konusu olmaz. Kullanılan dil derslerin bir kültür dersi olmadığının düpedüz Sünni İslam dersi olduÄŸunun yalın kanıtıdır. “ Ramazan ve Oruç İbadeti “ baÅŸlıklı ünitede Alevilerin oruç ibadetine hiç deÄŸinilmemiÅŸtir. Türkiye’de milyonlarca Alevi ve BektaÅŸi’nin tuttuÄŸu Muharrem ve Hızır oruçlarından tek cümleyle bile söz edilmemiÅŸtir. Ünite boyunca sadece Sünni – Hanefi inançtaki oruç ibadeti anlatılmış ve yoÄŸun bir telkin yoluyla propaganda edilmiÅŸtir. Yine 104. sayfada kadim bir Türk geleneÄŸi olan türbe ziyaretleri hurafe ve batıl inanç olarak gösterilmiÅŸtir. Devletin, hangi inancın hak hangisinin batıl olduÄŸunu belirleme yetkisi olmamasına raÄŸmen, devletçe okullarda okutulan bu kitapta, türbe ziyaretlerine çok önem veren ve buna yürekten inanan ( ÅŸahsım da dahil ) milyonlarca insanın inançları aÅŸağılanmıştır. Ayrıca kitapta Atatürk ilke ve İnkılapları ile ilgili doyurucu bir bilgi yoktur. 110 sayfadan oluÅŸan kitapta Atatürkçülük ile ilgili toplam 2 sayfa metin bulunmaktadır. 8. Sınıf Ders Kitabı DiÄŸer kitaplar gibi bu kitap da tümüyle Sünni – Hanefi inanç doÄŸrultusunda hazırlanmıştır. Kitapta kullanılan propagandist ve nesnellikten uzak dil, yetiÅŸme çağındaki öÄŸrencileri dogmatizme yönlendirmekte, sorgulayıcı, araÅŸtırıcı özneler olmaları önünde set oluÅŸturmaktadır. Fideist bir din anlayışı körpe dimaÄŸlara enjekte edilmektedir. “ İslam DüÅŸüncesinde Yorumlar “ adlı ünitede, “inançla ilgili yorumlar” baÅŸlığı altında sadece SünniliÄŸin itikattaki boyutu olan EÅŸarilik ve Maturidilik zikredilmiÅŸ, diÄŸer itikadi ekollere yer verilmemiÅŸtir. Oysa EÅŸarilik ve Maturidilik dışında, Haricilik, Mutezile, Åžiilik ve Alevilik gibi baÅŸka ekoller de mevcuttur. Fıkhi ekoller olarak da Caferilik, Hanefilik, Malikilik, Åžafiilik ve Hanbelilik’ten bahsedilmiÅŸtir. Hanefilik dışındaki diÄŸer ekoller sadece ismen anılmış oysa kitap baÅŸtan sona Hanefi ekol esas alınarak hazırlanmıştır. Alevilikten sadece tasavvufi bir akım ÅŸeklinde söz edilmiÅŸ, Alevilik, gerek itikadi gerek ameli gerekse kültürel orijinalitesi yadsınarak SünniliÄŸe eklemlenmeye çalışılmıştır. Alevilerin Allah, nübüvvet, ahiret gibi konulardaki özgün inançları karartılmış ve böylece Alevilik sadece mistik bir akım konumuna indirgenmiÅŸtir. Kitapta Alevilerdeki tenasüh, devriye ve hulül inancına yer verilmemiÅŸtir. Kırklar Meclisi, Cem ayini, Muharrem Matemi, Muharrem Orucu, Semah, DeyiÅŸ, Nefes vb. hiçbir Alevi unsur kitaba girememiÅŸtir. Kitapta AtatürkçülüÄŸe de yeterince yer verilmiÅŸ deÄŸildir. 136 sayfadan oluÅŸan kitapta Atatürkçülükle ile ilgili toplam bir sayfa bile metin mevcut deÄŸildir. MUSTAFA CEMİL KILIÇ Ä°lahiyatçı / Sosyolog 17. 09. 2007 İSTANBUL
|
MUSTAFA CEMİL KILIÇ
|
17:50, Salı, 11 Mart 2008
|
2007 – 2008 EĞİTİM ÖÄžRETİM YILINDA 9. VE 11. SINIF DERS KİTAPLARININ METNİ, KONU BAÅžLIKLARI DEĞİŞTİRİLMEDEN YENİDEN YAZILMIÅžTIR. YENİ METİNDEKİ BİLİM DIÅžI VE MEZHEPÇİ – SÜNNİCİ DİN ANLAYIÅžINA DAİR KİMİ ÖRNEKLER EVVELKİ YILA AİT RAPORA EKLENMİŞTİR. 2006 - 2007 EĞİTİM ÖÄžRETİM YILINDAN İTİBAREN LİSELERDE OKUTULACAK DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERS KİTAPLARI HAKKINDA RAPOR Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 9. 10. ve 11. sınıf ders kitapları; 1 ) Bilimsellik, 2 ) Mezhepler üstü olma iddiası ve Alevilik inancı açısından,incelenmiÅŸ olup ulaşılan sonuç aÅŸağıya derç edilmiÅŸtir. 9. Sınıf / Lise 1. Sınıf Ders Kitabı 1 ) Bilimsellik Açından Yapılan İnceleme Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi anayasada, okutulması zorunlu ders olarak belirtilmektedir. Ancak bu dersin bir öÄŸretim dersi olduÄŸu ve eÄŸitim amaçlı olmadığı da vurgulanmaktadır. Buna karşın “İnsan ve Din “ baÅŸlıklı ünitede bir dini benimsemek, onu savunmak insan olmanın özelliklerinden biri olarak belirtilmekte böylece ders bir kültür ve öÄŸretim dersi olmanın ötesine taşınarak, telkin edici / propagandist ve koÅŸullandırıcı bir içeriÄŸe büründürülmektedir. Örnekler: a) “İnsan inanan ve ibadet eden bir varlıktır: Bir inanca sahip olmak, onu savunmak ve bu inanca uygun davranmak yalnızca insanda bulunan bir özelliktir. Bu ve diÄŸer özelliklerinden dolayı insanın evrendeki varlıklardan üstün olduÄŸu…” / (s.9.) Burada hiçbir inanca mensup olmayan insanlar zımnen aÅŸağılanmaktadır. Üstün varlık olabilmek için mutlaka bir inanca sahip olmak gerektiÄŸi ileri sürülmektedir. Dolayısıyla, inançsız insanlar üstün olmanın zıddı; aÅŸağı olmak nitelemesine tabi kılınmaktadır. b ) “ Kendime “ Ben niçin dindarım ? “ diye sordum ve ÅŸu cevabı verdim: “ Ben dindarım çünkü baÅŸka türlü olmam imkansız. Dindar olmak varlığım ve benliÄŸim için zorunlu bir ihtiyaçtır.” AUGUSTE SABATİER / (s. 11) Bu örnekte de görüleceÄŸi üzere dindarlık övülürken bu, insan olmanın gereklerinden biri olarak sunulmaktadır. Oysa dindar olmayan ve hatta hiçbir din ve inancı benimsemeyen milyonlarca insan vardır. Buradaki ifadeler bu insanlara hakarettir. c ) “ … İnsan, kimi zaman iç dünyasında yankılanan fıtratın sesine kulak vermiÅŸ, kimi zaman da deÄŸiÅŸik akımların etkisinde kalarak YANLIÅž İNANMA BİÇİMLERİNE SÜRÜKLENMİŞTİR.” (s.13.) Burada bazı inançların yanlış olduÄŸu ifade edilerek din ve inanç özgürlüÄŸü çiÄŸnenmektedir. Sayfa 14’te ise yanlış inanç olarak “ Politeizm “ , sayfa 15’te de “Ateizm” yanlış ve zararlı bir akım olarak nitelenmiÅŸtir. Oysa inanmak ve inanmamak eÅŸit düzeyde bir insan hakkıdır. İnsanlara, neye ve nasıl inanacakları hususunda telkinde bulunmak, bu yönde propaganda yapmak, öÄŸrencileri koÅŸullandırmak, inançsızlığı yermek bir kültür ve öÄŸretim dersinin içeriÄŸinde yer alamaz. Bu durum alenen insan haklarına aykırıdır. Ateizm konusu iÅŸlenirken, “ Ateizm, Allah’ın varlığını İNKAR ETTİĞİ gibi tüm dinlere ve dinlerin tanrı tasavvurlarına da karşıdır…” (s.15.) denilerek Allah’ın varlığı sanki bilimsel olarak kanıtlanmış gibi davranılmakta, güya ateistler de bu “BİLİMSEL GERÇEĞİ “ inkar etmekle itham edilmiÅŸtir. Oysa kullanılması gereken ifade, “ Ateistlerin Tanrı’nın varlığına İNANMADIKLARI “ olmalıydı. d ) “ Ruhsal bunalım, ahlaki çöküntü, toplumu bir arada tutan temel deÄŸerlerdeki yozlaÅŸma, sosyal ve kültürel dokudaki zedelenme, milli ve manevi duygulara yabancılaÅŸma gibi olumsuzluklar, VAHYE DAYALI OLMAYAN inanç türlerinin sosyal hayatımızdaki birer tezahürüdür. “ (s.16.) Burada açıkça vahye dayalı olmayan dinler ve inançlar tahkir edilmektedir. Budizm, Hinduizm, Åžamanizm, Taoizm vb. din ve inançlar vahye dayalı olmadıkları için zararlı görülmektedir. Oysa yukarıdaki sözlerdeki asıl amacın, Satanizm’in zararlarını vurgulamak olduÄŸu anlaşılmaktadır. Ne var ki amaç ile araç birbiriyle uyuÅŸmamaktadır. Satanizm’in zararları anlatılmak istenirken bütün “gayri ilahi “ din ve inançlar tahkir edilmektedir. Bu ünite iÅŸlenirken dersin öÄŸretmenlerinden istenen görevlerden biri de öÄŸrencilere satanizm ve reenkarnasyon inancının batıl ve zararlı olduÄŸunun belletilmesidir. Reenkarnasyon inancı, dünyadaki pek çok dinde olduÄŸu gibi İslam’ın pek çok kolunda da vardır. Bu inanç Sünni ve Åžii Müslümanlara göre batıl olabilir. Ancak Alevi, Nusayri İslam anlayışlarında ve Hinduizm, Budizm, Åžamanizm gibi din ve inançlarda ise “ hak “ bir inanç ilkesidir. Aynı konu İlk öÄŸretim 7. sınıf kitaplarında da iÅŸlenmekte ve reenkarnasyona inanan milyonlarca Alevi / KızılbaÅŸ yurttaşımız rencide edilmektedir. Bilimsel açıdan bakıldığında bir inancın “ doÄŸru “ yada “ yanlış “ olarak nitelenmesi mümkün deÄŸildir. Çünkü inançlar ispatı mümkün olmayan hususlardandır. Bu nedenle ispatı mümkün olmayan bir ÅŸeyin doÄŸru yada yanlış olması da mümkün deÄŸildir. e ) “ Kur’an ve Ana Konuları “ baÅŸlıklı ünitede “ Dünya’nın her yanındaki Kur’an – ı Kerim nüshaları niçin birbirinin aynısıdır ? Hiç DüÅŸündünüz mü ? “ (s.50.) denilerek Kur’an’ın günümüze deÄŸin hiçbir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramadan geldiÄŸi inancına vurgu yapılırken, Kur’an’ın derlenmesi ve kitap haline getirilmesi sürecinde kimi deÄŸiÅŸikliklere uÄŸradığı yönündeki iddialara hiç yer verilmeyerek bilim dışı, inkarcı bir yaklaşım tercih edilmiÅŸtir. Oysa Kur’an’ın derlenme ve kitap haline getirilme sürecinde bir takım müdahalelere maruz kaldığı yönünde iddialar mevcuttur. Bu hususta özellikle oryantalistlerin / müsteÅŸriklerin bazı görüÅŸ ve iddiaları görmezden gelinmiÅŸtir. Bu tutumun bilimsel olduÄŸunu ileri sürmek olanak dışıdır. f ) Sayfa 83’te yer alan “ Seyit ÇavuÅŸ “ adlı okuma metninde kullanılan seyit çavuÅŸ heykelinin yanlış olduÄŸu kamuoyuna açıklanmış olmasına raÄŸmen aynı heykel resim olarak kitaplara alınmıştır. Gerçekte gülle, Çanakkale kahramanımız SEYİT ÇAVUÅž’UN KUCAÄžINDA DEĞİL SIRTINDA OLMALIYDI. g ) “ Din ve Laiklik “ adlı ünitede yüce Atatürk’ün din eÄŸitimi konusundaki bazı sözlerine yer verilmiÅŸ ve din EĞİTİMİNİN okullarda verilmesi gerektiÄŸi fikri vurgulanmıştır. (s.90) “ Her birey dinini, din duygusunu, imanını öÄŸrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da mekteptir.” ( Atatürk, 31 Ocak 1923. ) (s. 90.) Oysa yüce Atatürk döneminde 1930 yılında ÅŸehirlerdeki tüm okullardan, 1933’te ise köy okullarından din dersleri tamamen kaldırılmıştır. Okullara din dersleri yüce Atatürk’ün sonsuzluÄŸa göçüÅŸünün ardından yıllar sonra tekrar konulmuÅŸtur. Söz konusu ünitede bu tarihi gerçekler görmezden gelinmiÅŸtir. Laik devletin okullarında din dersinin olamayacağı fikrinin aleyhinde ÅŸartlandırıcı bir dil kullanılarak bu amaca yüce Atatürk de alet edilmiÅŸtir. Yüce Atatürk’ün sözleri istismar edilmiÅŸ ve kötüye kullanılmıştır. h ) “ Türkler ve Müslümanlık “ baÅŸlıklı ünitede Türklerin MüslümanlaÅŸması sürecinde özellikle Kuteybe bin Müslim komutasındaki Emevi İslam ordularının Türk ülkelerinde gerçekleÅŸtirdiÄŸi katliamlara hiç deÄŸinilmemiÅŸtir. Türklerin MüslümanlaÅŸmasındaki ehlibeyt soyuna mensup seyyidlerin etkisinden de hiç söz edilmemiÅŸtir. (s.93,94.) 2 ) Mezhepler Üstü Olma İddiası ve Alevilik İnancı Açısından Yapılan İnceleme Din Kültürü ve Ahlak bilgisi derslerine ait müfredatın mezhepler üstü bir anlayışla hazırlandığı savı gerek Milli EÄŸitim Bakanı sayın Çelik tarafından gerekse müfredatın hazırlayıcılarından olan sayın prof. Dr. Sönmez Kutlu tarafından defaten dile getirilmiÅŸtir. Ancak kitaplar incelendiÄŸinde durumun hiç de öyle olmadığı görülmektedir. Kitaplarda Sünni İslam anlayışı ve hatta bu anlayışın bir kolu olan Hanefilik mezhebinin esas alındığı anlaşılmaktadır. Åžii İslam ( Caferilik ) ve Alevi İslam anlayışları dışlanmıştır. Hatta Sünni İslam anlayışının alt birimleri olan Åžafiilik, Malikilik, Hanbelilik de yok farzedilmiÅŸtir. Örnekler: a ) “ İnsan ve Din “ adlı ünitede “ İnanma Biçimleri “ alt baÅŸlığında Alevi İslam inancının en temel itikadi esaslarından olan “ reenkarnasyon / tenasüh / ruh göçü / don deÄŸiÅŸtirme “ inancı iÅŸlenmediÄŸi gibi dersin öÄŸretmenlerinden bu inancın batıl olduÄŸunu telkin etmeleri istenmektedir. Bu istek 9. sınıf kitabında açıkça yer almasa da öÄŸretim programında yer almaktadır. Ayrıca reenkarnasyon inancı ilköÄŸretim 7. sınıf kitaplarında olumsuzlamacı ve aÅŸağılayıcı bir dille iÅŸlenmekte, Alevi öÄŸrenciler bu inancı terk etmeye zorlanmaktadır. b ) “ Temizlik ve İbadet “ adlı ünitede “ İbadetin Kapsamı “ alt baÅŸlığı altında namaz, ramazan orucu, hac, zekat vb. ibadetler ele alınmakta ancak Alevi İslam inancının ibadet biçimlerinden hiç söz edilmemektedir. Cem ibadeti, Muharrem orucu görmezlikten gelinmektedir. (s.21) Aynı ünitede “ Namaza Hazırlık : Abdest “ alt baÅŸlığı altında Sünni Müslümanların abdest alma biçiminden bahsedilmekte ancak Åžii Müslümanların abdest konusundaki farklı uygulamalarına deÄŸinilmemektedir. Oysa Åžiiler, abdest alırken ayakları meshederler. Sünnilerde ise mesh yerine yıkama vardır. Abdest konusunda Kur’an’da yer alan ayetin sadece Sünni anlayışa uygun tercümesi esas alınmıştır. (s.23) “ Ey iman edenler ! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; baÅŸlarınızı meshedip topuklara kadar ayaklarınızı da yıkayın…” Maide suresi, 6. ayet. c ) “ Kur’an ve Ana Konuları “ baÅŸlıklı ünitede “ Kur’an’ın Okunmasıyla İlgili Kavramlar” alt baÅŸlığında ibadetlerde Kur’an’ın Arapça’sının okunması inancına gönderme yapılmış, Kur’an’ın tercümelerinin de ibadetlerde okunabileceÄŸi yönündeki görüÅŸler yok farzedilmiÅŸtir. Alevi İslam inancında ibadetlerin Türk dilinde yapıldığı gerçeÄŸi öÄŸrencilerden saklanmıştır. Böylece ana dillerinde ibadet eden Alevi öÄŸrenciler Arapça ibadete zımnen yönlendirilmeye çalışılmıştır. (s.52) d ) “ Türkler ve Müslümanlık “ adlı ünitede “ Türklerde İslam anlayışının OluÅŸmasında Etkili Olan Åžahsiyetler “ alt baÅŸlığı altında Åžii Türklerin varlığı göz ardı edilmiÅŸtir. Bütün Türkler Hanefi - Maturidi anlayışa mensupmuÅŸ gibi bir dil kullanılmıştır. (s.96.) Oysa Sünni İslam / Hanefi – Maturidi anlayışın dışında Åžii ve Alevi inancını benimseyen milyonlarca Türk vardır. Türkiye’de sayıları on milyonları aÅŸan Alevi Türklerin varlığı inkar edilmiÅŸtir. On milyonlarca Azerbaycan ve Irak Türkü Åžii anlayışa mensup olmasına raÄŸmen sanki bütün Türkler Sünni imiÅŸ gibi davranılmıştır. Åžii İslam anlayışının oluÅŸmasında etkili olan ÅŸahsiyetlere yer verilmemiÅŸtir. (s.94 – 102.) Aynı ünitede “ Türklerin İslam Medeniyetine Katkıları “ alt baÅŸlığı altında kervansaraylardan, hanlardan, hamamlardan, medreselerden ve camilerden söz edilirken cem evleri ve dergahlar görmezden gelinmiÅŸtir. (s.102 -105.) 2007 – 2008 YILINDAKİ METNE DAİR ÖRNEKLER: “İnsan ve Din” adlı ünitede temel yaklaşım muhafaza edilmiÅŸtir. Farklı cümlelerle geçen yılki içerik tekrar edilmiÅŸtir. Ancak geçen yılki ders kitaplarında yer alan sayfa 9 ve sayfa 11’den alıntıladığımız cümleler yeni metinde bulunmamaktadır. Yeni metinde de İslam dışı ve vahye dayanmayan inançlar “ yanlış “ ve insanların kendilerini boÅŸlukta hissetmelerine sebep olan inançlar olarak nitelenmiÅŸtir. Oysa bu ifadeler bilim dışıdır. Çünkü hiçbir inanca doÄŸru yada yanlış denilemez. Ayrıca yeni metinde de inançsızlık, tanrısızlık tahkir edilmektedir. Satanizmin zararlarının anlatıldığı bölüme reenkarnasyon inancı da dahil edilerek bu inanç Satanizm ile aynı kefeye konulmuÅŸtur. Oysa reenkarnasyon inancı bugün yeryüzündeki pek çok dinde mevcuttur. Bir sapkınlık olan Satanizm ile reenkarnasyonun aynı baÅŸlık altında ele alınması hatadır. Aynı bölümde reenkarnasyonun İslam dininin ilkelerine aykırı olduÄŸu ileri sürülmüÅŸtür. Oysa reenkarnasyon pek çok islami akımda da mevcuttur. Alevilik, Nusayrilik gibi… Ülkemizde reenkarnasyona inanan milyonlarca insan vardır. Fakat kitap SünniliÄŸi temel alarak reenkarnasyon ianancını İslam dışı saymıştır. (s.18 ) “ Temizlik ve İbadet “ ünitesinde geçen yılki metinde olduÄŸu gibi yine Alevi ibadetleri yok farzedilmiÅŸtir. Cem, semah,Muharrem orucu, Hızır orucu, müsahiplik vb. Alevi unsurlar metinde yer almamıştır. “ Hazreti Muhammed’in Hayatı “ adlı ünitede Ebu Talib’in İslam’ı kabul etmediÄŸi ileri sürülmektedir. Oysa Åžii ve Alevi inanacına göre Ebu Talib İsam’ı kabul etmiÅŸtir. Kitap yine Åžii ve Alevi inancını göz ardı etmiÅŸtir. ( s. 43 ) “ Kur’an ve Ana Konuları “ adlı ünitede Kur’an’ın hiç deÄŸiÅŸmediÄŸi yönündeki inanca vurgu devam etmiÅŸ fakat deÄŸiÅŸmiÅŸ olabileceÄŸine dair görüÅŸlerden olumsuzlamacı bir dille dahi bahsolunmamıştır. Bu da bilim dışı bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir. “Laiklik ve Din “ adlı ünite geçen yıla göre daha içerikli hale gelmiÅŸtir. Geçen yılki metinde yer alan din eÄŸitimi ile ilgili özdeyiÅŸ (“ Her birey dinini, din duygusunu, imanını öÄŸrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da mekteptir.” ( Atatürk, 31 Ocak 1923. ) yeni metinde yer almamaktadır. Fakat Atatürk döneminde 1930’da ÅŸehir okullarından 1933’te ise köy okullarından din derslerinin kaldırılmış olmasına da deÄŸinilmemiÅŸtir. “ Türkler ve Müslümanlık “ adlı ünitede geçen yılki itirazlarımızın aynen devam etmektedir. “ Türkler ve Müslümanlık “ adlı ünitede “ Türklerde İslam anlayışının OluÅŸmasında Etkili Olan Åžahsiyetler “ alt baÅŸlığı altında Åžii Türklerin varlığı göz ardı edilmiÅŸtir. Bütün Türkler Hanefi - Maturidi anlayışa mensupmuÅŸ gibi bir dil kullanılmıştır. Oysa Sünni İslam / Hanefi – Maturidi anlayışın dışında Åžii ve Alevi inancını benimseyen milyonlarca Türk vardır. Türkiye’de sayıları on milyonları aÅŸan Alevi Türklerin varlığı inkar edilmiÅŸtir. On milyonlarca Azerbaycan ve Irak Türkü Åžii anlayışa mensup olmasına raÄŸmen sanki bütün Türkler Sünni imiÅŸ gibi davranılmıştır. Åžii İslam anlayışının oluÅŸmasında etkili olan ÅŸahsiyetlere yer verilmemiÅŸtir. 10. Sınıf / Lise 2. Sınıf Ders Kitapları 1. Bilimsellik Açısından Yapılan İnceleme DiÄŸer sınıflara ait ders kitaplarında olduÄŸu gibi lise 2. sınıf ders kitabında da telkin edici / propagandist ve koÅŸullandırıcı bir dil kullanılmıştır. Hatta yer yer yanıltıcı bilgilere de rastlamak olasıdır. Bu ve benzeri nedenlerden ötürü ders, bir kültür ve öÄŸretim dersi olmanın ötesine taşınmıştır. Kitabın baÅŸtan sona tümü bu paraleldedir. Ancak bu konuda özellikle birkaç örneÄŸe dikkat çekmek istiyoruz. a ) " Kur'an ve Yorumu " baÅŸlıklı ünitede "Kur'an'ın Temel amaçları - DoÄŸru İnanç" alt baÅŸlığı altında; "Kur'an'ın en temel amacı insanı BATIL inançlardan, hurafelerden uzaklaÅŸtırıp her alanda doÄŸru olan inanca ulaÅŸtırmaktır... İnsanlık tarihi doÄŸru inanç ile batıl inançların mücadelesine sahne olmuÅŸtur..."( s.72 - 73) denilerek İslam dışı yada Kuran dışı tüm inançlar YANLIÅž / BATIL İNANÇ biçiminde nitelenmiÅŸtir. Laik bir devletin okullarında İslam dışı diÄŸer inançların BATIL olarak nitelenmesi tam bir paradokstur. Devletin yurttaÅŸları arasında İslam inancından olmayanların yada hiçbir inancı benimsemeyenlerin varlığı dikkate alındığında bu tarz ifadelerin ne denli bilim dışı ve ne denli Temel Hak ve Hürriyetlere aykırı olduÄŸu anlaşılacaktır. Gayri Müslim öÄŸrencilerin dilekçe vermek suretiyle bu dersten muaf olabildikleri yönündeki sav da pedagojik açıdan bakıldığında saÄŸlıklı bir sonuç doÄŸurmaktan uzaktır. Çünkü dersten muafiyeti olan öÄŸrencilerin diÄŸer öÄŸrenciler nezdinde düÅŸecekleri durum tam anlamıyla sosyal izolasyondur. Bu izolasyonu göze alamayan öÄŸrenciler istemedikleri halde derse katılmak durumunda kalmaktadırlar. Bu da insan haklarıyla taban tabana zıt bir durumdur. b ) “ Din ve Laiklik " baÅŸlıklı ünitede " ...Atatürk'ün eÄŸitim gördüÄŸü okullar devrinin ÅŸartlarına göre ciddi anlamda dini bilgiler veren okullardı.." ( s.117) denilerek yüce Atatürk'ün eÄŸitim yaÅŸamının dinsel eÄŸitim veren okullarda geçtiÄŸi ileri sürülmektedir. Oysa Atatürk, bir hafta süreyle devam ettiÄŸi " Mahalle Mektebi" haricinde dini bir eÄŸitim almamıştır. EÄŸitim yaÅŸamı laik eÄŸitim kurumlarında geçmiÅŸtir. Atatürk sahip olduÄŸu yüksek dini bilgiyi kendi özel çabasıyla elde etmiÅŸtir. Nitekim Cumhuriyet'in tesisinin ardından 1930'da ÅŸehir okullarından, 1933'te ise köy okullarından olmak üzere bütün eÄŸitim kurumlarından din derslerini kaldırmıştır. Bu tutum, laik devletin eÄŸitim kurumlarında din dersinin olmaması gerektiÄŸi yönündeki fikrin bizzat laik cumhuriyetin banisi olan yüce Atatürk tarafından da benimsendiÄŸi ve uygulamaya konulduÄŸunun yalın kanıtlarından biri deÄŸil midir ? c ) " İslam ve Bilim " baÅŸlıklı ünitede " Din - Bilim İliÅŸkisi " alt baÅŸlığı altında " Bilimsel geliÅŸmelerin ortaya çıkmasında din önemli bir role sahiptir. Çünkü aklı kullanarak bilgiye ulaÅŸmak dini bir görevdir...Bu sayede o, ( insan) Allah'ın yüceliÄŸini daha kolay kavrar." ( s.124) denilmektedir. Bu cümlelerden ve devamındaki diÄŸer cümlelerden anlaşıldığına göre sanki din ile bilim arasında daima müspet bir iliÅŸki varmış gibi bir kanaat oluÅŸturulmaya çalışılmıştır. Oysa din ve bilim arasında tarihte müspet iliÅŸkiler kadar menfi iliÅŸkiler de söz konusudur. Pek çok bilim adamı / bilim kadını ulaÅŸtıkları bilimsel sonuçlar ve keÅŸifler dinsel dogmalarla uyuÅŸmadığı için feci biçimde cezalandırılmıştır. Batıda engizisyon mahkemelerinin bu hususta oynadığı rol herkesçe malumdur. Din ile bilim arasındaki menfi iliÅŸkilerin İslam tarihinde de çarpıcı örnekleri vardır. Pek çok Müslüman filozof ve bilim adamı savundukları bilimsel görüÅŸler nedeniyle dini çevreler tarafından kafir ilan edilmiÅŸler ve bir takım cezalarla karşılaÅŸmışlardır. Nitekim, İslam'a aykırı denilerek Osmanlı imparatorluÄŸu döneminde " rasathanelerin kapatıldığı" gerçeÄŸi ortadadır. Yine yukarıya aldığımız örnek cümlede bilimsel etkinliÄŸin amacının " Allah'ın yüceliÄŸini kavramak " olarak açıklanması da son derece dikkat çekicidir. Bu ifadenin laiklik ilkesiyle ve laik eÄŸitim anlayışıyla ne denli uyuÅŸtuÄŸu hususunda yorum yapmaya kalkmak bile zaid olacaktır. d ) “ İslam ve Bilim “ adlı ünitenin “ İslam Medeniyetinde EÄŸitim Kurumları “ alt baÅŸlığı altında “Nizamiye Medreseleri “ söz konusu edilmiÅŸ ve övülmüÅŸtür. ( s.129) Oysa bu kurum İslam dünyasındaki Batıni hareketlerle mücadele için kurulmuÅŸtur. Özellikle de İSMAİLİ HASAN SABBAH hareketiyle mücadele etmiÅŸtir. Sünni İslam anlayışının ÅŸiddetli propagandasının yapıldığı bu kurumdan övgüyle bahsedilmesi fakat amacının dile getirilmemiÅŸ olması bilimsel etik açısından kabulü imkan dahilinde bulunmayan bir husustur. 2. Mezhepler Üstü olma iddiası ve Alevilik İnancı Açısından Yapılan İnceleme Lise 2. sınıf / 10. sınıf kitabı da diÄŸer sınıflara ait kitaplar gibi belli bir mezhebin esas alındığı ve ÅŸiddetli propagandasının yapıldığı bir içerikle hazırlanmıştır. Sünni İslam anlayışının ve özellikle Hanefi ekolün yön verdiÄŸi içerik diÄŸer İslam anlayışlarını yadsıyıcı hüviyettedir. Örnekler: a) “ Allah İnancı “ baÅŸlıklı ünitenin “ Temel İnanç Esasları “ alt baÅŸlığı altında Sünni İslam’ın inanç ilkeleri ve terminolojisi esas alınmıştır. Sözgelimi Åžii ve Alevi İslam anlayışlarının temel inanç ilkelerinden olan “ Velayet / İmamet İnancı “ yadsınmıştır. Yine aynı baÅŸlık altında Alevilerin ahiret inancıyla ilgili özgün yorumları görmezden gelinmiÅŸ ve reenkarnasyon inancından bahsedilmemiÅŸtir. (s.23 – 31 ) b ) “İslam’da İbadetler “ adlı ünitede namaz, ramazan orucu, zekat, hac ve kurban ibadetine yer verilmiÅŸ fakat Alevi İslam inancının temel ibadet biçimi olan cem ayini ve muharrem orucuna yer verilmemiÅŸtir. (s.35 – 54) Ayrıca namaz, oruç ve kurban ibadetinde sadece Hanefi ekol esas alınmıştır. Sözgelimi kitabın 38. sayfasında yer alan bir panoda kurban ibadeti zorunlu / farz ibadet olarak tanıtılmıştır. Oysa Åžafii ekole göre bu ibadet farz deÄŸil sünnettir. Burada Hanefi ekolden yana davranılmış, Åžafii inanç görmezden gelinmiÅŸtir. C ) “ Haklar, Özgürlükler ve Din “ baÅŸlıklı ünitede “ İnanç ÖzgürlüÄŸü “ konusu iÅŸlenirken kitaba kilise, cami ve havra resimleri konulmuÅŸ fakat Alevilerin ibadet yeri olan cem evi resmi konulmamıştır. (s.93) Aynı ünitenin “ İbadet Hakkı “ alt baÅŸlığı altında “...Bütün ibadethaneler ( cami, mescit, kilise, havra, sinagog vb...) aynı saygıyı görürler...” (s.94) denilmektedir. GörüldüÄŸü gibi burada yine cem evlerinin de ibadethane olduÄŸu gerçeÄŸi inkar edilmektedir. d ) Kitapta görsel dökümanlar olarak kullanılan tüm resimler ve ÅŸemalar ( cami resimleri, toplu halde namaz kılan cemaat resimleri, ibadetlerin ÅŸematik anlatımları vb. ) Sünni İslam anlayışı çerçevesinde hazırlanmıştır. 2007 – 2008 EĞİTİM ÖÄžRETİM YILINDA 10 SINIF DERS KİTABI METNİNDE HİÇBİR DEĞİŞİKLİK YAPILMAMIÅžTIR. 11. Sınıf / Lise 3. Sınıf Ders Kitabı 1. Bilimsellik Açısından Yapılan İnceleme 11. sınıf / lise 3. sınıf ders kitaplarında da telkin edici / propagandist ve koÅŸullandırıcı bir dil kullanılarak ders bilimsellikten uzak ve tümüyle Sünni İslam inancının benimsetilmesi üzerine kurulmuÅŸtur. ( Burada istisnai bir durum olarak “İnsan ve Kaderi “ adlı ünitede Mutezile mezhebinin etkisi görülmektedir. Mutezile mezhebinin terminolojisini kullanmaktan kaçınıldığı görülmekle birlikte mezhebin görüÅŸleri farklı terimlerle ve metne zerkedilerek iÅŸlenmiÅŸtir. Kader konusunda Sünni İslam anlayışının dışına çıkılmış olması gerçekten dikkat çekicidir. Burada müfredatın hazırlayıcılarının ve içeriÄŸi yazan görevlilerin kader konusundaki ÅŸahsi tutumlarının rol oynadığını görüyoruz. Ancak yine de Sünni Maturidi çerçeve korunmaya ve uzlaÅŸtırıcı bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. S. 9 – 25.) Örnekler: a ) “Hazreti Muhammed’in ÖrnekliÄŸi “ adlı ünitenin “ Kültürümüzde Hz. Muhammed Sevgisi “ alt baÅŸlığı altında, “… Alevi – BektaÅŸi ÅŸairlerinden Hatayi de ÅŸiirlerinde Hz. Peygamber’e olan derin sevgi, aÅŸk ve saygısını….. gibi ifadelerle dile getirmiÅŸ…” (s. 52.) denilirken Hatayi adlı ÅŸairin kimliÄŸi karartılmıştır. Oysa Hatayi’nin Safevi Türk devletinin kurucusu olan Åžah İsmail olduÄŸu belirtilmeliydi. Osmanlıcı tarih kitaplarında yer alan Safevi karşıtı ifadelerin burada etkili olduÄŸunu görmekteyiz. Bu tutum bilimsel addedilmez. Hatayi’nin tarihsel ve siyasal kimliÄŸi niçin gizlenmektedir ? Oysa, “ İslam ve Barış “ adlı ünitede Osmanlı padiÅŸahı Fatih Sultan Mehmet’in Saray Bosna Fermanı’ndan bahsolunmakta, Åžah İsmail konusunda sergilenen karartma Fatih Sultan Mehmet’e uygulanmamaktadır. (s. 84.) b ) “ İslam DüÅŸüncesinde Yorumlar “ baÅŸlıklı ünitede vahiy ve akıl karşılaÅŸtırılmakta, vahyin yanılmaz olduÄŸu oysa aklın yanılabileceÄŸi ileri sürülerek dogmatizm propagandası yapılmaktadır.( s. 59) Bu asla bilimsel bir yaklaşım deÄŸildir. Laik eÄŸitim sistemine ve laiklik anlayışına tümüyle zıt bir ifadenin ders kitaplarında yer bulması, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ÖÄžRETİM AMAÇLI ve eÄŸitimi dışlayıcı özelliÄŸiyle uyuÅŸmamakta, laik sistemin sosyalizasyonunu temin amaçlı iÅŸlev görmesi gereken eÄŸitim etkinliÄŸi hedefinden saptırılmaktadır. Aynı ünitenin “ İslam DüÅŸüncesinde Yorum Farklılıklarının Sebepleri – Kültürel Sebepler “ baÅŸlığı altında Åžii ve Alevi İslam inancının en temel ilkelerinden biri olan “İmamet İnancı” İslam dışı bir etkene ( MecusiliÄŸe ve YahudiliÄŸe ) baÄŸlanmaya çalışılarak bu itikadın gayri İslami olduÄŸu yönünde izlenim uyandırılmak istenmektedir. Söz konusu cümlede ÅŸöyle denilmektedir: “ …Åžiilerin önemle üzerinde durdukları İmamet inancı, FARS KÜLTÜRÜNDEKİ “ yarı tanrı kral “ anlayışının bir tezahürü olarak yorumlanmaktadır.” (s. 60) Bu ifadenin Hasan Onat’ın, MEB Ders Kitabından alıntılandığı görülmektedir. Bu cümle bilimsel deÄŸildir. İmamet İnancını Fars kültürüne baÄŸlamak, nübüvveti / peygamberliÄŸi de YAHUDİ VE SAMİ KÜLTÜRÜNE BAÄžLAMA anlayışını meÅŸrulaÅŸtırmaz mı ? Aynı ÅŸekilde Sünni ve Åžii İslam inancındaki hac ibadetinin MüÅŸrik Arapların İslam öncesi Kabe ziyaretlerinin bir devamı olarak tavsif edilmesine zemin oluÅŸturmaz mı ? Aynı ünitenin “ Hanefilik “ alt baÅŸlığında Ebu Hanife Numan Bin Sabit’in Türk asıllı olduÄŸundan bahsedilmekte fakat bu konudaki diÄŸer iddiaya yer verilmemektedir. Oysa Ebu Hanife’nin Fars asıllı olduÄŸu da iddia edilmektedir. Ebu Hanife’nin Türk asıllı olduÄŸu iddiasına vurgu yapılmak suretiyle Türk halkı nezdinde Hanefilik lehine psikolojik bir atmosferin oluÅŸması yahut mevcut atmosferin daha da güç kazanması mı amaçlanmaktadır ? ( s. 66.) Aynı ünitede Åžiilik konusu iÅŸlenirken; “ Hz. Ali’nin tanrı olduÄŸunu söyleyecek kadar AÅžIRI DÜÅžÜNCE sahibi ( Galiye ) toplulukların görüÅŸleri, Åžia tarafından doÄŸru bulunmaz.” ( s. 63.) denilerek Hz. Ali’nin tanrılığına veya tanrısal bir kimliÄŸe sahip olduÄŸuna inanan İslam toplulukları AÅžIRI DÜÅžÜNCE SAHİBİ olmakla itham edilmektedir. Bu tavır, hem bilimsel deÄŸildir hem de din ve inanç özgürlüÄŸüne aykırıdır. BilindiÄŸi gibi kendilerine “Ehlihak “ adını veren ve sayıları milyonlarla ifade edilen bir İslam topluluÄŸu Hz. Ali’nin tanrı olduÄŸuna inanmaktadır. Yine Alevi İslam anlayışında Hz. Ali’nin tanrı olduÄŸu inancı kabul görmemekle birlikte tanrısal bir özelliÄŸe sahip olduÄŸuna inanılmaktadır. Yukarıya aldığımız cümle bu bakımdan isabetli bir cümle deÄŸildir. Yine aynı ünitede Åžia mezhebi tanıtılırken; “ …Yaygın görüÅŸe göre Åžiilik, ilk defa Hz. Ali’nin oÄŸlu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da (61/680) ÅŸehit edilmesinden sonra ortaya çıkmıştır…” (s. 63.) denilerek tarihen tartışmalı bir görüÅŸe yer verilmiÅŸ fakat bu konudaki Åžii yorum görmezden gelinmiÅŸtir. ÅžiiliÄŸin, Ebu Bekir’in halife seçilme olayıyla baÅŸladığı, Hz. Ali’nin hilafetinin engellenmesiyle sürdüÄŸü, Cemel ve Sıffın savaÅŸlarıyla güç kazandığı gerçeÄŸi yadsınmıştır. Alevilik de Åžiilikle aynı tarihsel geliÅŸim sürecine sahiptir. Bu historik gerçek de gizlenmiÅŸtir. Ayrıca Alevi ve Åžii inancı tepkisel bir inanç olarak nitelenerek öÄŸrencilerin gözünde itibar / prestij yitirmeleri için sosyal ve psikolojik bir zemin yaratılmaya çalışılmıştır. ( s. 63 ) c ) “ Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Din Hizmetleri “ baÅŸlıklı ünitede “ Hutbelerin Türkçe Okunması “ konusuna yer verilmiÅŸ ancak aynı dönemde yüce Atatürk tarafından uygulamaya konulan “ Türkçe Namaz” ve “ Türkçe Ezan “ çalışmalarına deÄŸinilmemiÅŸtir. ( s. 90 – 91. ) Bu, bilimsel bir tutum deÄŸildir. Neden öÄŸrencilerden “Türkçe Ezan” ve “ Türkçe Namaz “ çalışmaları gizlenmektedir ? Yüce Atatürk’ün din konusundaki çalışmaları neden taraflı verilmektedir ? Atatürk’ün tarihsel kimliÄŸi niçin çarpıtılmaktadır ? 2 ) Mezhepler Üstü Olma İddiası ve Alevilik İnancı Açısından Yapılan İnceleme 11. sınıf / lise 3. sınıf kitabı da mezhepler üstü olma ve AleviliÄŸi de içerme iddiasının uzağındadır. AÅŸağıya aldığımız örnekler bunun kanıtıdır. a ) “ İslam’da İbadetin Faydaları “ baÅŸlığını taşıyan ünitede sadece Sünni İslam’ın ibadetlerine yer verilmiÅŸtir. Namaz, ramazan orucu, hac, zekat gibi ibadetlerin sadece Sünni – Hanefi yorumları esas alınmış, Åžii İslam anlayışının bu ibadetler hakkındaki yorumları ve uygulamaları görmezden gelinmiÅŸtir. Hatta Sünni İslam anlayışının sadece Hanefi kolu dikkate alınmıştır. DiÄŸer Sünni ekoller bile dışlanmıştır. Bu ünitede Alevi İslam anlayışının ibadetleri inkar edilmiÅŸtir. Cem ibadeti, Muharrem orucu, semah vb. ritüellerin asli ibadet olmadığı zımnen ifade edilmiÅŸtir. ( s. 27 – 38 ) b ) “ İslam DüÅŸüncesinde Yorumlar” baÅŸlıklı ünitenin “ Siyasi Sebepler “ alt baÅŸlığı altında Emevi halifesi Muaviye, “ Hazret / Hz. “ biçiminde tavsif edilerek övülmüÅŸtür. (s.60) Bu tavır, Alevi – BektaÅŸileri ve Åžiileri rencide eden bir tavırdır. Burada kitabın mezhepler üstü olduÄŸu yönündeki iddianın ne denli gerçek dışı olduÄŸu açığa çıkmaktadır. Aynı ünitenin “ İslam DüÅŸüncesinde Yorumları BirleÅŸtiren Unsurlar “ alt baÅŸlığı altında “Ahiret inancı “ iÅŸlenirken Alevi İslam inancının bu konudaki görüÅŸleri görmezden gelinmiÅŸtir. BilindiÄŸi üzere Alevi İslam anlayışında reenkarnasyon inancı vardır. Ahiret inancıyla ilgili terimler ( cennet, cehennem, haÅŸr, kıyamet vb. ) Alevi İslam inancında diÄŸer İslam ekollerinden farklı biçimde yorumlanmaktadır. Bu farklılıklar inkar edilmiÅŸtir. (s.72) Aynı ünitede “ Kur’an – ı Kerim “ konusu iÅŸlenirken Kur’an’ın hiçbir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramadan günümüze kadar geldiÄŸi ve ona insan sözünün karışmadığı ifade edilirken, Kur’an’ın bir takım müdahalelere maruz kaldığı, içine insan sözünün de karıştığı yönündeki bilindik iddialar da görmezden gelinmiÅŸ ve bu iddialara olumsuzlamacı bir dille dahi deÄŸinilmemiÅŸtir. (s.71) c ) “İslam DüÅŸüncesinde Yorumlar” adlı ünitede Alevi İslam düÅŸüncesine yer verilmemiÅŸtir. Alevi İslam anlayışı “mistik” bir yaklaşım olarak deÄŸerlendirilip İslam DüÅŸünce dünyasının yorumlarından biri olma hüviyetinin dışına itilmiÅŸtir. Böylece Alevi İslam düÅŸüncesi ve anlayışının öÄŸrencilerin gözünde itibar / prestij yitirmesine zemin hazırlanmıştır. (s. 58- 72) Aynı ünitede İslam kaynaklı “Yezidilik “ , “ Dürzilik “ gibi akımlara da hiç deÄŸinilmemiÅŸtir. Oysa bugün ülkemizde on binlerce Yezidi bulunmaktadır. Yezidi öÄŸrenciler de Sünni İslam anlayışına göre hazırlanmış olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini almak zorunda bırakılmaktadır. Yine İslam dünyasında ( Lüban, Suriye, İsrail, Ürdün ) yüz binlerce Dürzi Müslüman bulunmaktadır. Bu Müslümanlar ve onların İslam anlayışı da öÄŸrencilerden gizlenmektedir. (s. 58 – 72) d ) “ İslam ve Estetik “ adlı ünitede Kültürümüzdeki Dini Motifli Unsurlar isimli bir panoya yer verilmiÅŸ olup bu panoda cami sözcüÄŸü yer bulmuÅŸken cem evi yer bulamamış, namaz sözcüÄŸü yer bulmuÅŸken cem ayini yer bulamamıştır. ( s.104 ) Bu da inkarcı tavrın en somut örneklerinden biri olarak kitaba geçmiÅŸtir. 2007 – 2008 EĞİTİM ÖÄžRETİM YILINDA DEĞİŞTİRİLEN METNE AİT ÖRNEKLER Yeni metinde, sayfa 60’da, “ Kültürümüzde Ehlibeyt Sevgisi “ adlı konuda Semah dönenlerin bir resmi yer almış, Pir Sultan Abdal, Åžah İsmail ve Kul Himmet’tin ÅŸiirlerinden örnekler sunulmuÅŸtur. Alevi – BektaÅŸi ifadesine açıkça yer verilmiÅŸtir. Bu bölümün geçen yıla nazaran daha içerikli olduÄŸu görülmektedir. Ancak yine de Alevilik ve BektaÅŸilik sadece bir kültür olarak bahsedilmesi, inanç yönünün göz ardı edilmesi son derece üzücüdür. “İslam düÅŸüncesinde yorumlar “ adlı ünitede, yorum farklılıklarının kültürel sebepleri baÅŸlığı altında geçen yılki metinde Åžii ve Alevilerin “ imamet “ inancını Yahudi ve Mecusi kültüründeki yarı tanrı kral anlayışına baÄŸlama fikrinden vazgeçilmiÅŸ ve ilgili cümlelere yeni metinde yer verilmemiÅŸtir. “ Caferilik “ adlı konu iÅŸlenirken Caferilerin muharrem’de matem tutmalarına yer verilmiÅŸ fakat Alevilerin bu ayda hem matem hem de oruç tuttuklarına deÄŸinilmemiÅŸtir. (s. 79 ) Yeni metinde de Alevilerin ahiret inancı konusundaki yorumlarına deÄŸinilmemiÅŸtir. Reenkarnasyon / tenasüh, devriye gibi inançlar yadsınmıştır. “ Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Din Hizmetleri “ adlı ünitede Hutbelerin Türkçe Okunması “ konusuna yer verilmiÅŸ ancak aynı dönemde yüce Atatürk tarafından uygulamaya konulan “ Türkçe Namaz” ve “ Türkçe Ezan “ çalışmalarına deÄŸinilmemiÅŸtir. Bu, bilimsel bir tutum deÄŸildir. Neden öÄŸrencilerden “Türkçe Ezan” ve “ Türkçe Namaz “ çalışmaları gizlenmektedir ? Yüce Atatürk’ün din konusundaki çalışmaları neden taraflı verilmektedir ? Atatürk’ün tarihsel kimliÄŸi niçin çarpıtılmaktadır ? “ İslam ve Estetik “ adlı ünitede geçen yılki metinde geçmeyen sema ve semah tabileri bu yıl yer almıştır. ( s. 113 ) “İslam DüÅŸüncesinde Yorumlar” adlı ünitede Alevi İslam düÅŸüncesine yer verilmemiÅŸtir. Alevi İslam anlayışı “mistik” bir yaklaşım olarak deÄŸerlendirilip İslam DüÅŸünce dünyasının yorumlarından biri olma hüviyetinin dışına itilmiÅŸtir. Böylece Alevi İslam düÅŸüncesi ve anlayışının öÄŸrencilerin gözünde itibar / prestij yitirmesine zemin hazırlanmıştır. Aynı ünitede İslam kaynaklı “Yezidilik “ , “ Dürzilik “ gibi akımlara da hiç deÄŸinilmemiÅŸtir. Oysa bugün ülkemizde on binlerce Yezidi bulunmaktadır. Yezidi öÄŸrenciler de Sünni İslam anlayışına göre hazırlanmış olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini almak zorunda bırakılmaktadır. Yine İslam dünyasında ( Lüban, Suriye, İsrail, Ürdün ) yüz binlerce Dürzi Müslüman bulunmaktadır. Bu Müslümanlar ve onların İslam anlayışı da öÄŸrencilerden gizlenmektedir. Kitapların yeni metinlerinde İslam öncesi Türk inançları gereÄŸince ve yeterince yer almadığı gibi İslamize edilerek anlatılmıştır. Türklerin tek tanrıya inandıkları savı sanki bilimsle bir kesinliÄŸe sahipmiÅŸ gibi yinelenmiÅŸtir. Oysa Türklerin tek tanrıcı deÄŸil çok tanrıcı bir toplum oldu yönünde de ciddi ve bilimse savlar mevcuttur. 11.sınıf ders kitabının geçen yılki metninde yer alan abdest ile ilgili bilim dışı iddia kitaplardan çıkarılmıştır. Kitaplarda cem, semah, musahiplik, deyiÅŸ, semah, nefes, telli Kur’an, Kırklar Cemi ve Meclisi gibi Alevi inancının temel kavramları yer bulamamıştır. Kimi kavramlar sadece kültürel unsur olarak dikkate alınmış, söze konu kavramların inanç yönü göz ardı edilmiÅŸtir. Mustafa Cemil KILIÇ Ä°LAHİYATÇI / SOSYOLOG DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖÄžRETMENİ
........Ne kadarda gerçek deÄŸil mi peki ne yapılması gerekir???? - Bu soru elbette cevap bekliyor......
Hoşca kalın. info@alevilik.com.au
|