|
Hacı Bektaş
Bismi Åžah, Allah Allah Horasan Erimiz Yesevi Pirimiz BektaÅŸ Veli Hünkarımız Haydar Sultan Hasan Dede, Yürük Kulu Ejdamımız Kadim Erenlerin demine devranına Hak Muhammed Ali adına hüüü!
Veyis HaydardedeoÄŸlu
BÜYÜK TÜRK DÜÅžÜNÜRÜ HACI BEKTAÅž VELİ Hacı BektaÅŸ tassavuf bilgini olması nedeniyle semavi dinler üstü bütün evreni kucaklayan heterojen bir ilke sahibi olup Türk Tassavuf düÅŸüncesinin Piri Ahmet Yesevi’nin yetiÅŸtirdiÄŸi büyük Türk düÅŸünürüdür.
Anadolu'ya Divanı Hikmet yani, Arap dilinden ve kültüründen arıtılmış insana odaklanmış kültür Hacı BektaÅŸ önderliÄŸinde gelmiÅŸ Selçuklu İmparatorluÄŸu döneminde Anadolu toptan Hacı BektaÅŸ dünyasına katılmıştır. Son Selçuklu hanı ErtuÄŸrul Gazi'nin oÄŸlu Otman Gazi, Åžeyh Edi Bali'nin kızı Rabia hanımla evlilik yaptıktan sonrada Anadolu'da 1283 yılı itibariyle yeni bir harekat baÅŸlatılır, 1299 yılında da Otman Gazi önderliÄŸinde Otmanlı İmparatorluÄŸu Hacı BektaÅŸ kültürüyle yaÅŸama geçer. Dikkatinizi çekelim Otmanlı, yani Osmanlı deÄŸildir. Osman 16.yy dan sonra takma isimdir. Böylece Anadoluya yerleÅŸen Divanı Hikmet düÅŸüncesi 4000 yıldır Türk inancı olan altıgen ışığında; AteÅŸ, Su, Gök (GüneÅŸ), Toprak (Yer), Akıl ve Bilimden oluÅŸan Åžamanizm, Budism, ZerdüÅŸlük, Hrıstiyanlık, Musevilik ve İslam diniyle beraber bütün inançların harmanlanmasından yükselmiÅŸtir.
Asıl adı BekteÅŸ’dir. Türk Dil ve Tarih Kurumunda yıllarca yönetim kadrosunda bulunmuÅŸ 12 Eylül 1980 harekatından sonrada Almanya EÄŸitim Senatosunda EÄŸitim görevlisi olarak atanan büyüÄŸümüz Köy Ensititüsü ilk mezularından Sayın Adnan Binyazar, bu konuda 1994 yılında kardeÅŸini görmek üzere geldiÄŸi Melbourne’de Veyis HaydardedeoÄŸlu’nun ısrarıyla “Türk Tassavuf Edebiyatı, Anadolu Türk’leri ve BektaÅŸilik” üzerine konferens vermiÅŸti.
Sayın Binyazar, 16. yüzyılda baÅŸlayan İslamlaÅŸma döneminde Türkçe kirletilmeye baÅŸladı diye söz etti. Türkçe dil kurallarına uymayan Fars ve Arapça sözcüklerle isimler deÄŸitirilidi. Türk dil kurallarında kalın sesle baÅŸlayan bir kelime veya isim kalın sesli harfle, ince sesli harfle baÅŸlayan kelime ve isimler de ince sesli harflerle bitmesi gerekirken deÄŸiÅŸime uÄŸramıtır.
ÖrÄŸ. Ana – Anne’ye, BekteÅŸ de BaktaÅŸ’a deÄŸiÅŸtirilerek öz Türkçe kirletilip, dil kurallarından uzaklaÅŸtırılmıştır.
Åžu andan itibaren ben Hünkarımıza saygılı olmak açısından hemde tarihsel bir yanlışın düzeltilmesi için BekteÅŸ olarak hitab edeceÄŸim. Hacı BekteÅŸ için bir çok yakıştırmalar yapılmıştır hatta Sünnü diyen Profesörler bile çıkmıştır. Evet, 1980 yılından sonra Özal hükümeti, aniden hiç akedemik çalışması olmayan bilimsellikten uzak 40 tane profesör mezun etmiÅŸtir. İşte bunlardan birside Avustralya’ya günümüzde AKP hocası olan Fetullah Gülen düÅŸüncesini getirmek için görevlendirilen Prof Mahmut Esat CoÅŸan, Hacı BekteÅŸ Makalatında Sünnü olduÄŸunu savunmuÅŸtu. Hatta o dönemde "Akademik Olmayan Bilimselliten Uzak bir Profesörlük" baÅŸlığında Nokta Dergisine gönderdiÄŸim yazıyı deÄŸerli yazarımız Miyase İlknur kahramanca bu dergide yayınlamıştı. Sayın İlknur'a buradan teÅŸekkür ediyoruz. Bundan sonra da sözüm ona Profesör olan Esat CoÅŸan'la her ne kadar görüÅŸmek istediysem bir türlü görüÅŸmemizi kabul etmedi. Ne varki, talih ona fazla gülmedi aradan çok geçmeden de Avustralya’da trafik kazası sonucu hakka yürüdü.
ANADOLUYA GELİŞİ: Hacı BekteÅŸ’den 15 yıl önce gelen Ahmet Yesevi’nin oÄŸlu Haydar, Kayseri kadısına esir düÅŸtükden sonra Hacı BekteÅŸ’e Anadolu yolu gözükmüÅŸ Haydar’ın yarım bıraktığı misyonu daha ileriye Anadolu, Balkanlar ve Arnavut’luÄŸa kadar insan sevgisini taşıyan Hacı BekteÅŸ düÅŸüncesi olmuÅŸtur.
Hacı BekteÅŸ’i Ahmet Yesevi’den, Divanı Hikmet’den ve Anadolu topraklarından uzaklaÅŸtırıp farklı zamanlarda yaÅŸamışlardır, doÄŸrudan iliÅŸkileri yoktur demekle Ahmet Yesevi ve Hacı BekteÅŸ iliÅŸkisini Sünnü İslamın istediÄŸi gibi Sünnülük çizgisine çekmiÅŸ olursunuz. Buda Alevi felsefesi ve düÅŸün dünyasına haksızlık olur.
Evet, bizce atalarımızdan kalan söylence Ahmet Yesevi, Hacı BekteÅŸ’den daha önce doÄŸmuÅŸ daha önce de hakka yürümüÅŸtür. Ancak, Ahmet Yesevi, Hacı BekteÅŸ’e oÄŸlu Haydar Sultan’la müsaip kardeÅŸliÄŸi yapmasını istemiÅŸtir. Haydar'ı kurtarması için rum diyarı olan Anadoluya göndermiÅŸ ancak Haydar’ın ölümü bu dileÄŸin yerine gelmesini engellemiÅŸtir.
Bunca yıl her araÅŸtırmacı, Hacı BekteÅŸ Veli üzerinde araÅŸtırma yaptı fakat hiç bir akademisyen bu ikilinin iliÅŸkisinin nereden kaynakladığına ışık tutmak için görev almadı. İste bütün bilimsel araÅŸtırmacılar için çalışma görevi. Buyurun kutsal saydığınız görev başına, araÅŸtırmanızı yapın ve bizde sizleri ayakta alkışlayalım.
Bundan böyle sözü Hacı BekteÅŸ Veli Vakfından alınan bilgilere bırkıyorum. Veyis HaydardedeoÄŸlu
HACI BEKTEŞ Bu bilgiler doğrudan Hacı Bektaş Veli Vakfı sitesinden alınmıştır.
13. Yüzyılın ilk yarısında gerek MoÄŸol istilasının etkisiyle, gerekse baÅŸka nedenlerden dolayı Horasan’dan kalkıp Anadolu’ya gelen, Anadolu AleviliÄŸinin oluÅŸumunda büyük çabalar harcayan, daha sonraki yıllarda “Horasan Erenleri” diye anılan Türkmen babaları arasında Hacı BektaÅŸ Veli önemli bir yer tutar.
Hacı Bektaş Veli ve Anadolu Bağlantısı
Hacı BektaÅŸ Veli, Büyük Selçuklu İmparatorluÄŸu’na baÅŸkentlik yapmış, Horasan’ın Merv, Herat, Belh ile birlikte dört önemli kentinden biri olan NiÅŸabur’da doÄŸmuÅŸtur. O dönemin sayılı kültür merkezlerinden biri olmasından baÅŸka, NiÅŸabur ve çevresi, Hacı BektaÅŸ Veli’nin doÄŸduÄŸu sıralarda Türkmen nüfusunun yoÄŸun olduÄŸu bir bölgeydi ve orada bir Türkmen pirinin kurduÄŸu Yesevilik tarikatı büyük bir yayılma ve geliÅŸme göstermiÅŸti. İşte Hacı BektaÅŸ Veli, bu kültürel ve dinsel ortamda yetiÅŸmiÅŸ, Arapça ve Farsça’yı kitap yazacak kadar iyi öÄŸrenmiÅŸ, devrinde geçerli olan bütün bilgilerle donanmıştır.
Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş ilişkisi
Ahmed Yesevî-Hacı BektaÅŸ Veli iliÅŸkisine önemli bir yer ayıran Vilayetnâme Ahmed Yesevî’den övgü ve saygıyla bahsetmektedir. Ahmet Yesevî hakkında “Doksan dokuz bin Türkistan pirinin ulusu” ve “Pirlerin piri” sözleri yer almaktadır. Vilayetnamede “Ahmed Yesevî ‘Biz yokluk yurdunda eÄŸlenmeyiz, ahirete gideriz. Var seni Rum’a saldık, Sulucakarahöyük’ü sana yurt verdik, Rum Abdallarına seni baÅŸ yaptık’ dedi. Hacı BektaÅŸ Veli, ertesi gün, gün doÄŸarken Ahmed Yesevî’den izin alarak yola düÅŸtü” diyerek Hacı BektaÅŸ Veli’yi Anadolu’ya Ahmed Yesevî’nin gönderdiÄŸi belirtilmektedir.
Hacı BektaÅŸ Veli, NiÅŸabur’dan ne zaman ayrıldığına yanıt verebilmek için onun doÄŸum tarihini tam olarak bilmek gerekir.
Vilayetnâme, Hacı BektaÅŸ Veli’nin doÄŸum tarihini belirtmediÄŸi gibi, elimizde Hacı BektaÅŸ Veli’nin doÄŸum tarihini kesin olarak bildiren kaynak da bulunmamaktadr.
Vilayetnâme’nin ilk yaprağında Hacı BektaÅŸ Veli’nin doÄŸum tarihinin 606 (1209-10) olarak yazıldığı belirtilmektedir. BaÅŸta Alevi kaynakları olmak üzere bazı kaynaklar bu konuda 1241’den 1249’a kadar deÄŸiÅŸen rakamlar vermektedir. Onun 1281 yılında Anadolu’ya geldiÄŸini, 1337 yılında vefat ettiÄŸini (hakka yürüdüÄŸü) yazarlarsa da bu bilgiler tarihi gerçeklere aykırı düÅŸmektedir. Çünkü Hacı BektaÅŸ Veli’nin on üçüncü yüzyılın ortalarında ölen Baba İlyas ile, 1260 yıllarında ölen Ahi Evren ve onu çaÄŸdaşı olan KırÅŸehir valisi Nureddin Caca ile Anadolu’da görüÅŸtüÄŸü ve 1273 yılında ölen Mevlâna ile haberleÅŸtiÄŸi kesin olarak bilinmektedir.
Ayrıca Vilayetnâme’ye göre Hacı BektaÅŸ 92 yıl ömür sürmüÅŸtür. Yine bu yazılı kaynaklara göre, Türkistan’da 40 yıl çile hayatı yaÅŸayarak kamil insan mertebesine ulaÅŸmıştır. Ölüm tarihi 1270-71 olarak kesinleÅŸen Hacı BektaÅŸ’ın 92 yıllık ömrü ile 40 yıllık çile hayatını birlikte deÄŸerlendirirsek onun 1178 yılı civarında doÄŸup, 40 veya 42 yaÅŸlarında NiÅŸabur’dan ayrılmış olabileceÄŸini söyleyebiliriz. Çünkü NiÅŸabur, 24 Mart 1220 tarihinde Cebe ve Sübetay Noyan komutasındaki MoÄŸol askerleri tarafından kuÅŸatılmıştır. KuÅŸatma sırasında ÅŸehri canla baÅŸla savunan NiÅŸaburluların attığı bir okun Cengiz Han’ın damadı Tagacar’ın canını alması üzerine gazaba gelen MoÄŸollar, Tuli komutasındaki 30 bin kiÅŸilik ilâve bir güçle 25 Mart 1221 tarihinde ÅŸehre girmiÅŸlerdir. Åžehri ele geçirdikten sonra aldıkları emir üzerine ÅŸehrin bütün yapılarını yıkarak orayı tarla haline getirmiÅŸlerdir. MoÄŸollar saÄŸ kalan NiÅŸaburluları ÅŸehrin dışındaki boÅŸ alana çıkarmışlar, aralarından 400 sanatkârı seçip Türkistan’a gönderdikten sonra geri kalanları kılıçtan geçirmiÅŸlerdir.Kedi, köpek dahil ÅŸehirde hiçbir canlı bırakmamışlardır.
Hacı BektaÅŸ Veli, NiÅŸabur’dan ayrıldıktan sonra Hac yolunu tutmuÅŸ, Necef’e ve Kerbelâ’ya uÄŸramış, Hac göre-vini yerine getirdikten sonra üç yıl Mekke’de kalmıştır. Anadolu’ya gelirken Halep’e uÄŸrayarak orada bulunan kutsal yerleri ziyaret etmiÅŸtir. Oradan Elbistan’da bulunan Ashab-ı Kehf’e, sonra Kayseri’ye, Kayseri’den Ürgüp’e, Ürgüp’ten de bugün HacıbektaÅŸ olarak bilinen Suluca Karahöyük’e gelip yerleÅŸmiÅŸtir.
MenteÅŸ ismindeki kardeÅŸiyle birlikte Sivas’a, sonra Baba İlyas’a yani Amasya’ya, Amasya’dan KırÅŸehir’e, KırÅŸehir’den Kayseri’ye varmıştır. Hünkar’ın kardeÅŸi MenteÅŸ, Kayseri’den Sivas’a gittiÄŸi sırada orada ÅŸehit olmuÅŸtur. Hacı BektaÅŸ Veli de Kayseri’den Suluca Karahöyük’e gelmiÅŸtir.
Gerek AşıkpaÅŸa-zâde’nin verdiÄŸi bilgilere, gerekse Eflakî’nin Ariflerin Menkıbeleri adlı eserinde Hacı BektaÅŸ Veli için söylediÄŸi, “Baba Resul’un has halifesiydi” sözüne dayanan bazı araÅŸtırmacılar, Hacı BektaÅŸ Veli’nin, on üçüncü yüzyılın baÅŸlarında, bazılarına göre Baba İlyas, bazılarına göre de Baba İshak tarafından düzenlenen ve uzun süren Babai İsyanı na katılmıştır. Yani Hacı BektaÅŸ Veli’nin Selçuklu yönetimi tarafından 1240 yılında KırÅŸehir civarında bastırılan ve elebaÅŸları idam edilmiÅŸ olan Babaîler İsyanı nı aktif olarak katıldığını iddia etmiÅŸlerdir. Kendisi de Türkmen babası olan Hacı BektaÅŸ Veli’nin Baba İlyas, Baba İshak ve diÄŸer Türkmen babalarıyla iyi iliÅŸkiler içinde olması doÄŸaldır. Ancak onun Babaîler İsyanı na katılmış olması zayıf bir ihtimaldir. Çünkü O, söylendiÄŸi gibi isyana katılıp canını kurtarmış olsaydı, oradan kalkıp, Suluca Karahöyük gibi her türlü saldırıya açık bir yere gelip yerleÅŸmez, orada serbest olarak faaliyetlerine devam edemezdi. Bunun dışında Hacı BektaÅŸ Veli’nin yaÅŸamını ayrıntılarına kadar anlatan Vilâyetnâme’nin bu konuya kesin olarak deÄŸinmesi gerekirdi. (Bu arada ÅŸu soru yönetilmesi gerekir - Velayetname ne zaman ve kim tarafından yazılarak kirletilmiÅŸdir? - Veyis HaydardedeoÄŸlu).
GAZİLİK VE VELİLİK Hacı BektaÅŸ Veli’nin yaÅŸadığı dönemde Türkmen topluluklarında baÅŸlıca iki insan tipi hâkimdir: Gâzi ve Veli tipi. Bunlardan birinci gruba girenler ülkeler fethetmiÅŸler, ikinci gruptakiler ise, alınan ülkelere yerleÅŸmeyi, yerleÅŸik bir toplum meydana getirmeyi olanaklı kılmışlardır. İsminin sonundaki sıfattan da anlaşıldığı gibi Hacı BektaÅŸ Veli, gazi deÄŸil veli tipine girmektedir.
Hacı BektaÅŸ Veli, Suluca Karahöyük’e yerleÅŸtikten sonra orda bir tekke kurarak halkı eÄŸitme ve aydınlatma faaliyetlerine devam etmiÅŸtir. Vilâyetnâme’ye göre ona baÄŸlı 36 bin kiÅŸi vardı ve bunların 360’ı huzurunda hizmette bulunurdu. Hacı BektaÅŸ Veli’nin halifeleri; onunla birlikte Horasan’dan Anadolu’ya gelmiÅŸ olan Sarı Saltuk Dede Rumeli’nde, Abdal Musa Sultan Elmalı’da, Karaca Ahmed Sultan İstanbul’da ve Akhisar’da, Akça Koca Akyazı’da, Barak Baba Bigadiç’te, Hızır Samut Bozok’ta Yozgat’ta, Sultan Åžüca EskiÅŸehir’de, Hacım Sultan UÅŸak’ta, Tapktuk Emre Sakarya bölgesinde, Geyikli Baba Bursa’da inançlarının, geliÅŸip kök salması için çalışmışlardır.
|