DR. NAZIM BERATLI


LEFKOŞA GAZİLERİ VE ABDALLARI

Günümüzde Lefkoşa sokaklarında kısa bir gezintiye çıkan kişi, eğer araştırıcı bir çift göze sahipse, sokak kenarlarındaki fetihten kalan mezarları seçmekte, zorlanmaz. Emniyet Genel Müdürlüğü bahçesinde, Musalla Burcu'nda, Yediler, Kara Baba, Kurt Baba ve Kaçkaç (ya da Akkaş) Dede Türbeleri, (bu sonuncusu, son yıllar­da dükkân tamiratı gibi süfli bir nedenle, barbarca yıkılmıştır) Edhem Dede Türbesi, Yitik Dede Mezarı ve Üçler Türbesi bugün de mum yakılan yerlerdirler. Gerek bu adı sayılanlar, gerekse eski kayıt­larda görülen Girne Kapısı Türk Mezarlığı'ndakî "Genç Abdal" ya da "Cenk Abdal" Türbesi[1] Kıbrıslı Türkler'in deyimi ile "şehida'lar”, sos­yal bir varlık olarak, tarihten geçerek, günümüze kadar yaşamışlar­dır. "Dede" ve "Baba" tanımlamalarının, kızılbaş/bektaşi geleneğin tanımlamala­rı olduğunu hatırlatmaya, gerek yok.

 Bu dedeler ve babaların, fityandan oldukları su götürmemektedir. Ancak önemli olan, o insanların gelip Lefkoşa'da öl­meleri değil, bugüne kadar, mumlarla, yeşil örtülerle yaşatılmış olma­larıdır. Birkaç yüz metre ötede, mükellef türbelerde yatmakta olan Mevlevi Şeyhleri'ne gidip de ziyaret eden bulunmazken, sokak kenarlanndaki bu mezarlardaki "Şehida"lara gösterilen hürmetin, tarih içe­risinden süzülüp gelen bir inanç birliğinden dolayı olduğunu ileri sür­mek, herhalde yanlış olmaz.

Şimdi Abdalan-ı Rum torunlarına geçebiliriz. Bilindiği gibi savaşçı dervişlerden olan, Anado­lu Abdalları da fütüvvet ehli olmakla birlikte, filozof yapıları öne çı­kan tarikat mensuptarı idiler. Bunların en ünlüleri, Kalenderiler'dir. "Cavlak" da denilen Kalenderi Tarikatının, bir batınî tarikat olduğu, kesin bir gerçektir.
[2] Bir diğer, abdalan tarikatı ise Kadiri tari­katıdır.

Haşmet Gürkan, Lefkoşa Kadiri Tekkesi'nin, 1950'ye ka­dar yerinde durduğunu anlatır.
[3] 1905 tarihli Lefkoşa Tapu Haritasın­da, şimdiki Barbaros Sokağındaki bu yer "Kadri or Tabour İmam Tekke", diye geçer. Gürkan 1950'lerde tekke sorumlusunun yaşamak­ta olduğunu ve adının, Tabur İmamı Ahmet Efendi olduğunu yazar.[4] Gerek tekkenin adı, gerekse "Ahmet Efendi”nin lâkabı, oraya gelip yerleşerek, tekkeyi kuran kişinin, hem dinî ve hem de askeri kişiliği­ni, açıkça ortaya koyduğu gibi, Lefkoşa Türkleri'nin bir bölümünün kökenini de ifşaa etmektedir. 1882 tarihli İngiliz Vakıf listesinde de Kadir Tekkesi yer almakta ve Şeyh Hasan Efendi İdaresinde olduğu görülmektedir.[5]

Bir başka büyük Lefkoşa eşraf ailesinden olan Hizber Hikmetağalar, Karababa Türbesi’nin Kadiriler ile Rufailer’in kullandığı bir türbe olduğunu, son Karababa türbedarlığının da kendi dedesi olduğunu yazmaktadır.[6] Sayın Harid Fedai’nin bulup yayınladığı ünlü Kıbrıslı şair, Lefkoşa’nın bir diğer büyük ailesinin oğlu Kaytazzade Nazım Efendi, dedesi Mustafa Baba’nın ünlü bir Bektaşi babası olduğunu anlatmaktadır. Kaytazzade, kendisinin Mevlevi olduğunu belirtiyor. Torunu Şeyh Nazım-ı Kıbrısi de dünyaca ünlü bir Nakşibendi şeyhidir. Belki de bütün bu ailelerden daha önemli olmak üzere, Osmanlı İmparatorluğu’na bir sadrazam ve Kıbrıs’a da İngiliz döneminin seçilmiş ilk milletvekilini veren Köroğlu ailesinin de Bektaşi olduğu biliniyor. Hem Kamil Paşa ve hem de Köroğluzade Hüseyin Ataullah Efendi, bilinen anlı şanlı Bektaşilerdi.

Bir kısım Lefkoşalı’nın kökeni de, böylece ortaya çıkar:

Savaşçı dervişler...

 Dr. NazımBeratlı eserlerinden.


[1] - H.Gürkan. Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa s.153-162
[2] - Rıza Zelyut, Alevilik. S*****     
[3] - Gürkan. Lefkoşa s.156
[4] - age s.15
[5] - M.Haşim Altan. Kıbrıs Vakıflar Tarihi. S.*****
[6] - Hizber Hikmetağalar. Eski Lefkoşa’da Semtler ve Anılar s.