Günümüzde Lefkoşa sokaklarında kısa bir gezintiye
çıkan kişi, eğer araştırıcı bir çift göze sahipse, sokak kenarlarındaki fetihten
kalan mezarları seçmekte,
zorlanmaz.
Emniyet Genel Müdürlüğü bahçesinde, Musalla Burcu'nda, Yediler, Kara Baba, Kurt
Baba ve Kaçkaç (ya da Akkaş) Dede Türbeleri, (bu sonuncusu, son yıllarda dükkân
tamiratı gibi süfli bir nedenle, barbarca yıkılmıştır) Edhem Dede Türbesi, Yitik
Dede Mezarı ve Üçler Türbesi bugün de mum yakılan yerlerdirler. Gerek bu adı
sayılanlar, gerekse eski kayıtlarda görülen Girne Kapısı Türk Mezarlığı'ndakî "Genç
Abdal" ya da "Cenk Abdal" Türbesi[1]
Kıbrıslı Türkler'in deyimi ile "şehida'lar”, sosyal bir varlık olarak, tarihten
geçerek, günümüze kadar yaşamışlardır. "Dede" ve "Baba" tanımlamalarının,
kızılbaş/bektaşi geleneğin tanımlamaları olduğunu hatırlatmaya, gerek yok.
Bu dedeler ve babaların, fityandan oldukları su
götürmemektedir. Ancak önemli olan, o insanların gelip Lefkoşa'da ölmeleri
değil, bugüne kadar, mumlarla, yeşil örtülerle yaşatılmış olmalarıdır. Birkaç
yüz metre ötede, mükellef türbelerde yatmakta olan Mevlevi Şeyhleri'ne gidip de
ziyaret eden bulunmazken, sokak kenarlanndaki bu mezarlardaki "Şehida"lara
gösterilen hürmetin, tarih içerisinden süzülüp gelen bir inanç birliğinden
dolayı olduğunu ileri sürmek, herhalde yanlış olmaz.
Şimdi Abdalan-ı Rum torunlarına geçebiliriz. Bilindiği
gibi savaşçı dervişlerden olan, Anadolu Abdalları da fütüvvet ehli olmakla
birlikte, filozof yapıları öne çıkan tarikat mensuptarı idiler. Bunların en
ünlüleri, Kalenderiler'dir. "Cavlak" da denilen Kalenderi Tarikatının, bir
batınî tarikat olduğu, kesin bir gerçektir.[2]
Bir diğer, abdalan tarikatı ise Kadiri tarikatıdır.
Haşmet Gürkan, Lefkoşa Kadiri Tekkesi'nin, 1950'ye
kadar yerinde durduğunu anlatır.[3]
1905 tarihli Lefkoşa Tapu Haritasında, şimdiki Barbaros Sokağındaki bu yer
"Kadri or Tabour İmam Tekke", diye geçer. Gürkan 1950'lerde tekke sorumlusunun
yaşamakta olduğunu ve adının, Tabur İmamı Ahmet Efendi olduğunu yazar.[4]
Gerek tekkenin adı, gerekse "Ahmet Efendi”nin lâkabı, oraya gelip yerleşerek,
tekkeyi kuran kişinin, hem dinî ve hem de askeri kişiliğini, açıkça ortaya
koyduğu gibi, Lefkoşa Türkleri'nin bir bölümünün kökenini de ifşaa etmektedir.
1882 tarihli İngiliz Vakıf listesinde de Kadir Tekkesi yer almakta ve Şeyh Hasan
Efendi İdaresinde olduğu görülmektedir.[5]
Bir başka büyük Lefkoşa eşraf ailesinden olan Hizber Hikmetağalar, Karababa Türbesi’nin Kadiriler ile Rufailer’in kullandığı bir türbe olduğunu, son Karababa türbedarlığının da kendi dedesi olduğunu yazmaktadır.[6] Sayın Harid Fedai’nin bulup yayınladığı ünlü Kıbrıslı şair, Lefkoşa’nın bir diğer büyük ailesinin oğlu Kaytazzade Nazım Efendi, dedesi Mustafa Baba’nın ünlü bir Bektaşi babası olduğunu anlatmaktadır. Kaytazzade, kendisinin Mevlevi olduğunu belirtiyor. Torunu Şeyh Nazım-ı Kıbrısi de dünyaca ünlü bir Nakşibendi şeyhidir. Belki de bütün bu ailelerden daha önemli olmak üzere, Osmanlı İmparatorluğu’na bir sadrazam ve Kıbrıs’a da İngiliz döneminin seçilmiş ilk milletvekilini veren Köroğlu ailesinin de Bektaşi olduğu biliniyor. Hem Kamil Paşa ve hem de Köroğluzade Hüseyin Ataullah Efendi, bilinen anlı şanlı Bektaşilerdi.
Bir kısım Lefkoşalı’nın kökeni de, böylece ortaya çıkar:
Savaşçı dervişler...
Dr. NazımBeratlı eserlerinden.