DR. NAZIM BERATLI

KIBRIS’A İKİNCİ SÜRGÜN DALGASAI:

Öyle anlaşılıyor ki, XVl.yy sonlarından itibaren, yüz yıl sü­reyle Kıbrıs'a düzenli olarak büyük miktarda göçmen gönderilmesi, devam etmemiştir. XVII.yy sonunda, Karlofça Andlaşması'nın ilk de­fa toprak kaybı ile sonuçlanması, Osmanlı'yı tarımsal üretimi artırma önlemleri almaya itmiş, bu da göçebelerin iskân İle sağlanmaya çalışıl­mıştır. (Bu amaçla Kıbrıs'ın da ilk akla gelen yerleden olmasına bakı­lırsa, adanın o güne kadar tam anlamı ile verimliliği sağlayacak oran­da iskân edilemediği anlaşılmaktadır.)

Ünlü Rakkâ İskânı ile birlikte, Kıbrıs'a doğrudan doğruya da, ayrıca Yörük İskân edildiği anlaşılmaktadır.[1] Bu dönemle ilgili olarak, "Yörüklerin asıl vatanları olan İç İl sancağında iskân edilmeleri, şekavetle meşgul olanların, Kıbrıs adası­na sürgün edilip, kalebent edilmelerine dair"[2], "Yörüklerin Kıbrıs sür­gün edildiklerine dair "[3] sayısız ferman bulunmaktadır.

XVlI.yy, Kıbrıs'a yoğun bir Türkmen/Yörük sürgünü­nün yaşandığı yüzyıldır. 1702 yılında, Niğde, Bor, Ürgüp, Ereğli, Güngör'dü, Delili ve Kırıntılı'da yaşayan kimi Yörük obaları, Rakkâ'ya sürgün edilip de orada yaşamayı reddedince, gemilere bindirilip, Kıbrıs'a gönderilirler.[4] Bunların hangi obalar olduklarını, bilemiyo­ruz. Gemilere, Ayaş'tan bindirilmişler.

1713'te yeni bir dalga adaya çıkar: Şamlu, Karahacılı, Eski-yörük, Gediklü, Toslaklı, Kiselioğlu (Ketişoğlu diye anan kaynaklar da var), Patralı, Cerid, Saçıkara, Sendil, ve Solaklı obalarından olu­şan bu insanlar, yine Rakkâ'dan kaçıp gelmiş oymakların, ele geçirlebilen üyeleridirler. Toplam, 2468 hanenin goçürülmesi planlanır.[5]

1727'de bilinen son önemli dalga gelir. Bu kez, Şeyhlü, Hardal, Paşmaklı, Yazılu, Hacıisalı, Tataroğlu (Orhonlu'ya göre, Tırtıloğlu), Kaçar (bazı kaynaklara göre Kaçar Halil) ve Horzum oymak ve obalarından, yeni Rakkâ kaçkınları.[6]

Bunlardan, gemi reislerini öldürüp, gerisin geri Anadolu'ya çıkanlar, Şeyhlü ve Kiselioğlu yörükleridir. Sürgün, 1741'e kadar sürer.[7]

Elbette bütün bunlara daha 1570'li yıllarda, isyan ettiği için için aday sürülen "Bozdoğan Taifesi'nden, Köseli aşiretine bağlı Ra­mazan nam kimesne İle başına topladığı kırk-elli haneyi" de eklemez­sek, Yörük Sürgünü bahsimiz, eksik kalır.

Görüldüğü üzere, Kıbrıs'a sürülen insanların genel özelliği, Anadolu'da hüküm sürmekte ya da sürememekte olan egemen Os­manlı kültürü ile hiçbir biçimde uyum ve uzlaşma sağlayamamış olma­sıdır. İlk dalgayı ele alırsak, Karaman yöresinin nüfus yapısının özel­liklerini, ele almış olmakla birlikte, sürgünden sadece bir asır önce, Fatih'in sadrazamı Rum Mehmet Paşa’'nın bu bölgede katliam yaptıktan sonra, "Hünkârın geçen sene Mora'da yap­tığının intikamını aldım." dediğini, bu bölge insanının, onun ardından Cem Sultan'ın peşine takılarak, bir kez daha, Yavuz'un İran seferi es­nasında, bir daha; Kanunî döneminde Şehzade Bayezid'i destekledik­leri için tekrardan kırıma uğramış bir bölge olduğunu, en son da ata­larımız adaya geldikten sonra, Kuyucu Murat Paşa marifetiyle, kuyu­lara doldurulanlar arasında bulunduklarını, tekrarlayalım.

Dolayısıyla, ilk dalga da dahil olmak üzere adaya sürülenler, Osmanlı toplum dü­zenine başkaldırmıs, başka bir kültürü, yoğun olarak Asya'dan taşıdık­ları göçebe kültürünü sürdüren insanlardı dendiği zaman, öyle görülü­yor ki buna karşı çıkmak, çok da kolay değildir.

Bugün, Kıbrıslı Türk Kültürü ile diğer Türk Kültürleri ara­sındaki görece farkları gizlemeye ya da abartmaya çalışmadan önce, bu gerçeğin teslim edilmesi gereklidir. Atalarımız, Osmanlı toplum düzeni için fazla Türk oldukla­rından dolayı, adaya sürülmüşlerdir.


[1] - Y. Yücel-A. Sevim, Türkiye Tarihi Cilt î, s247.
[2] : Ç. Yetkin, age s.121.
[3] - Age s.121.
[4] - Y.Hallacoğlu. agy
[5] - Orhonlu. Os. İmp.Aşiretlerin İskânı s.112
[6] - Hallacoğlu agy
[7] - Orhonlu age s.112