DR. NAZIM BERATLI


KENTLERDE YAŞAYAN NÜFUS:

 XX.yy başlarına gelinceye değin, Kıbrıs'ta kent denilince akla gelen tek yerleşim birimi, Lafkoşa'dır. Bu bakımdan Lefkoşa'nın Türk nüfusunun geçmişini araştırmakla, ko­nuya aydınlık kazandırmak, mümkündür.

 18 No'lu Mühimme Defteri'nden öğrendiğimize göre, 1572 yılında fetihten hemen sonra, sadece Lefkoşa'da 1000 gazi kalıp, bu­raya yerleşmiştir. Toplam olarak adada kalan asker sayısı, 4000 kadardır. Bunlardan bekâr olanlar için, Canîk'ten kızlar getirilip, evlenip yerleş­meleri sağlanmıştır.[1] Ada kentlerine gönderilmek istenenlerin, sanayiiyi canlandırmak amacı ile meslek sahipleri öncelikli olması­na dikkat edildiği ve fermanda sayılan bölge kadılarına yazılan bir ya­zı ile 1/10 oranında göçürüldükleri, bilinmektedir. İlk gelen kafile’de, 20 dokumacı, 2 çizme yapımcısı, l çilingir, l ahçı, 5 demirci, 4 ha­mamcı, 9 ayakkabıcı, l silâh yapımcısı, 5 tabak, 2 tacir, 7 terzi, 2 ke­çeci, l nalbant, l halıcı ve l taşçı ustası[2] bulunduğunu biliyoruz.

Kentlerde yaşayan Kıbrıslı Turkler'İn ataları, işte bu insan­lardır. Yâni, 1000 savaşçı ve onların aileleri ile, 354 hâneden iba­ret, esnaf-zenaatkârlar ve bunlara sonradan eklenen, Osmanlı me­mur ailelerinin, adaya yerleşen torunları...

Sefere katılıp adada kalanların, "Fütuvvet Ehli" olduklarını açıktır. Fütuvvet Anlayışı, İslâm'da bir çeşit "Delikanlılık Örgütü" olarak ortaya çıkmış, Türkler arasında da Orta Asya çapul geleneğine uyduğu içîn büyük taraftar bulmuş, savaş­la din yayma tavrının yarattığı, bir tür tarikattır. Buna bağlı olanlar, savaşçı gaziler ve abdallar olup, Cahen bunların pirinin Ali olduğunu, açıkça yazar.[3] Osmanlı'da Fütuvvet Ehli, dörde aynlır:

a) Gâziyan-ı Rum, (Rum gazileri) b) Abdalan-ı Rum (Rum-Anadolu abdalları, sa­vaşçı dervişler), c) Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri, savaşçı esnaflar) d) Baciyan-ı Rum (Anadolu bacıları, savaşçı kadınlar).[4] Kentlere yerle­şen Türkler'in, büyük oranda bu fütüvvet ehli olduğu anlaşılmaktadır. Savaşçı abdallar, savaşçı ahiler ve savaşçı gaziler. Şimdi ayrıntılara geçelim:

a- Lefkoşa Ahileri:

İlk gelen 354 esnaf ailesinin, kentlere yerleştiği ve o tarih­te adada tek bir kent olduğu meydandadır. Osmanlı esnafınınsa zaten Ahî olmaktan başka bir şansı, bulunmamaktadır. Ahilik, bir tür batınî etkili tarikat-lonca'dır.

Fetihten sonra Lefkoşa, büyük bir çarşı görüntüsü gösterir. "Kentlere, genellikle zenaatkâr aileleri yerleştirilir."[5] Türk idaresi dönemi boyunca, adayı ziyaret edip de yazılı belge bırakanlardan he­men hepsi, Lefkoşa'nın bir ticaret ve zenaat merkezi olduğunu anlat­makta, birleşirler. Türk devrinin sonunda adayı gezen Mrs.Stevenson'un anlattığı Lefkoşa'da dikkati çeken, çeşitli zenaat kollarının et­kinliğidir.[6] Yazar, önce dericiler, boyacılar, bakırcılar ve zilciler ara­sından geçtiğini, sonra da sebze pazarına ulaştığını anlatır. Daha son­ra, kasapların bulunduğu bir sokağı geçen Mrs.Stevenson, kadınların oturup, önlerindeki yerli dokumaları sattıkları bir yere geldiğini anla­tır. Anlatılan yerin neresi olduğunu anlamak için, bugünkü Lefkoşa'yı bilmek, yetip artıyor. Ne var ki, asıl önemli olan, anılan zenaatlarla, 1571 tarihli ferman ve giderek bugünün Lefkoşa'sının eski ailelerinin isimleri arasındaki, uyumdur. (Boyacılar, Debbağoğulları, Tabak Hil­mi Sokağı v.s.)

1872'de Kıbrıs'ı ziyaret edip bir süre Lefkoşa'da yaşayan Avusturyalı asil Arşidük Salvator'un Lefkoşa üzerine anlattıkları, Ahi kökenli Lefkoşa esnafını anlamamızı, daha da kolaylaştırıyor. Salvator, Lefkoşa'nın 23 Çarşısı'nı anlatıyor. Üstat Haşmet Gürkan'ın ki­mini anımsa dığı, bazılarını ise yerlerini 1905 tarihli tapu haritasında görüp bildiğini anlattığı bu çarşılar, şunlardır:

1-Bezirgânlar,     2-Terziler,     3-Basmacı lar,     Kilimciler, Postçular, 4-Avrupa Tipi Ayakkabı cılar, 5-Türk biçimi ayakkabıcılar (Yemeni), 6-Yerli ayakkabıcılar (Çangar), 7-lplikçiler, 8-Sandıkçılar, 9-Arabacılar, 10-Bakırcılar, ll-Gümüşçüler, 12-De mirciler, 13-Çanakçılar, 14-Kumaşçılar, 15-Meyha neciler, 16-Sebze ve Et, 17-Balık, 18-Helvacılar, 19-Kadınlar, 20-Pamukçular, 21-Un, 22-Buğday ve Ar­pa, 23-Hayvan Çarşıları...[7]

Anılan zenaat çeşitleri ile Sürgün Fermanı 'nın uyumu, dik­kat çekicidir... Salvator'un anılarının bu bölümünde en ilgi çekici yer ise, bu çarşıların en merkezi yerinde, şehir yargıcı ile birlikte, "Dük­kânlar Başı" çarşısının (?) bulunduğunun anlatıldığı kısımdır.[8] Burası acaba, her iş kolunun pirlerinin bulunduğu bir idare merkezî midir? Bu konuda açık bir bilgi verilmemiş olsa da günümüzde Lefkoşa'nın güneyinde kalmış bulunan Tabana (Tabakhane) semtinin hemen dı­şındaki Baf Kapısı "Mîllet Bahçesi”nde bulunan, tabak esnafı Şeyhi Ahi Revan Dede'nin mezarı, Lefkoşa esnafı­nın, Ahi geleneklerini çok yakın yıllara kadar sürdürdüğünün, kanıtla­rı arasındadır. Kıbrıslı Türkler'in 1940'lı yıllardaki önderlerinden olan Fadıl Niyazi Korkut'a bakarsanız, "Fermanın bu hükümleri, titiz­likle uygulanmış olacak ki, fetihten kısa bir süre sonra o zamanın ihti­yaçlarını karşılayan sanaatların hepsi Kıbrıs'ta yerleşmiş bulunuyor­du. Bu sanaatlann en önemlisi, basmacılık ve debbağlıktı...Öteki sanatların loncaları, ahi geleneğine uygun olarak, kendi şeyhlerinin ida­resi altında idiler... Debbağlıkla, basmacılık Lefkoşa Türk toplumu­nun eti ve kemiği mesabesinde idi. Aslen Lefkoşa'lı olan şimdiki aile­lerin belki yarısı, bu iki esnafın ustaları ile kalfa ve çıraklarının, torun­larıdır. Nitekim, benim dedem de basmacı ustası imiş..."[9]

Haşmet Gürkan da şu son yıllara kadar, Lefkoşa esnafının, geleneklerini sürdürdüğünü yazar.[10] "İngiliz döneminde bile, kundura­cılık, dülgerlik, hallaçlık, nalbantlık, aşçılık, saraçlık ve debbağlık...ne­rede ise Türklere özgü zenaat ve meslekler olarak devam etmişlerdir. Bu husus... atadan kalma iş kolları olduklarını da gösterir." der...[11]

İslâm heteredoksisi geleneğinin, lonca örgütlenmesine uygulan­ması ile ortaya çıkmış olan, kaynağını İslâm'ın fîtyan ve fütüvvet anla­yışından almış olan Ahilik, kentlerde yaşayan Kıbrıslı Türkler'in kökeninde, en geniş yeri tutmaktadır...


[1] - A. Gazioğlu. The Turks in Cyprus s.76
[2] - C.Orhonlu The Ottman Turks Settle in Cyprus  s.102  zikr. Gazioglu age s.93
[3] - Cahen. İslâmiyet s.148
[4] - Atilla Özkırımlı, Anadolu Aleviliği ve Bektaşilik
[5] - Haşmet Gürkan. Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa s.28
[6] - H.Gürkan îge s.51-52
[7] - age s.12
[8] - age s.124
[9] - Zikr. Gürkan, Kıbrıs Tarihinden Sayfalar s.43
[10] - age s.43
[11] - age s.43