|
Aleviler Neden Camiye Gitmezler
Cami ve Er Meydanı Kıyaslaması. Er Meydan diÄŸer bir deyimlede Cemevi, Alevi BektaÅŸinin ibadet yaptığı dört makam kapısı olan yerdir.
Alevilikte temel sözcük: “Benim yolum demirden leblebi, ateÅŸden gömlektir. Hiç bir yaptırım ve etki altında kalmadan bu leblebiyi yiyecek ve gömlegi giyecek kemale eriÅŸtiysen gel”.
Cem evi --- Meydan odası BektaÅŸinin ibadet yeridir. Cami'ye gündüz gidilir, orası sıfata tabidir. --- Meydan'a ise gece gidilir zat'a mazhardır. Yani Cami gündüz açık, gece kapalı; Meydan ise gündüz örtülü gece açıktır. Åžimdi kendinize sorunuz Allah'in evini kapatmak hangi dinde vardr?
Cami sıfatlar alemi, --- Meydan Zati-İlahi sırrıdır. Cami'de Åžeriat, --- Meydan'da marifet vardır. Cami'de ibade --- Meydan'da da ibadetle beraber Nefes Var. Cami - (Inne evvel-ebeytin vuzia'linnas) 3 Ali İmran Suresi ayet 96/97: İnsanlar için ilk kurulan kutsal ev anlamında yani Mekke'deki evdir ve kutsaldır.
Meydan ise (Feeynema tevellu fesemme vechullah) : Hangi tarafa dönerseniz Allaha'a ibadet ve itaat yeri orasıdır anlamındadır. Meydan Beytul-Mukkaddesdir-Kutsal evdir. Gayb erenlerin toplantı yeridir. MahÅŸer yeridir. Uhrevi doÄŸuÅŸ alandır. Meydan ezelin baslagıcı - Ebedin sonudur. Can alınıp can verilen, Peyman (söz/yemin) alınıp, ikrar verilen yerdir.
Meydan ölmeden ölen için öÄŸünülen yerdir. Ölmeden ölen için öÄŸünülen kabirdir... Ezeli kudretin meydana vurdugu yer, " Nun velkalem" noktasıdır. Adem'in mebde ve miad'i yani önü ve sonudur. Meydan ezeli sahne, Ali'nin isteÄŸi, tecelli makamı, tanrı evi. İlahi aÅŸk bahcesi, Tanrı sırrının niyaz sayfası, yaratıcının sırlarının meydana vuruÅŸ alanı, Aşıkların Cennetidir.
Cami' (Fevell i vecheke satr-al mescidil harami) 2. Bakara Suresi ayet: 149. Türkce'si: Yüzünü mesci'dil haram tarafına döndür anlamındadır.
Cemevi / Meydan ise "Velillah-il meÅŸrik u velmagribu... Türkce'si DoÄŸu tarafı da batı tarafı da Allah'ındır hükmüne uymuÅŸtur. Cami dünya meydanı, --- Cemevi büyük mahÅŸer yeridir. Cami, Hayat örneÄŸi, --- Meydan ise Edebi hayata götüren ölüm sahnesidir. Cami'de ibadet, Tanrıya olan borcu ödemek; (Tanrı borç isteyecek dilenci deÄŸildir) Cemevi'de niyaz ise Mirac'a varmak içindir. Cami, güven yeri; --- Meydan, sonsuz saltanat yeri, kurban yeridir.
Cami'nin taÅŸdan mihrab ve duvarı var; --- Meydan'da, Nur'dan "Elestü Mihrabi.... ( Elestü bi Rabbbikum kaalu bela) 7. Arat suresi ayet: 171. Türkcesi: Ben sizin Rabbiniz deÄŸilmiyim demiÅŸ onlar da "Evet" demiÅŸlerdi.
Cami'de Kıbleye dönüÅŸ var --- Meydan'da karşılık – Yüz Yüze oluÅŸ vardır. (Tasavvuf sözcüklerinden Benim kıblem insandır sözcüÄŸü buradan kaynaklanır)
Cami'de hoca ve muezzin var, yani Åžeriat var,(Din’in devlet yönetiminiyle idare edilmesi- atanmış görevlidir) Cemevi / Meydan'da MurÅŸid ve Rehber var. Atanmadan ehli kamile ulaÅŸan kiÅŸidir. Cami'de sonradan konma bir minber var; --- Meydan'da Tahtı-Muhammed'i var (Tanrı elcisinin Gadir-i Humm'daki konuÅŸma kürsüsü)
Cami'de ezan'ı Muhammed'i; --- Meydan'da ezanı muhabbeti ve gülbenki Ahmed Yesevi vardır. Cami'de yazılı Kur'an; --- Meydan'da telli konuÅŸan Kur'an vardır. İslam olmayan dinlerde olduÄŸu gibi, Cami'de her dua sonrası, Amin, denir; --- Meydan'da ise Allah Allah!.. nidaları yükselir Cami'de Fatiha okunarak el yüze sürülür; Meydan'da Fatiha'nın sırrı görülerek yüz yere sürülür – Niyaz edilir. Cami'de ehli "Liya'büdun" halinde; --- Meydan, ehli "Liya'rifün" sırrındadır. (51. Zariyat süresinin 56 ayeti: Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım anlamındar. Alevi üstadları, erenleri mistik anlayışlarıyla bu ayetteki kulluk etsinler "Liya'büdun" sözünü, beni bilsinler yani "Liya'rifun" anlamnda tefsir etmiÅŸlerdir. Yukardaki cümle'de buna iÅŸaret ediyor.)
Cami'de namaz kılanlar birbirlerinin yüzünü görmeden dururlar, Bir öndeki sıra ardındakine sırtını dönmüstür. Oysa meydan da halka oluÅŸturulur ve her kiÅŸi bir birinin aynasıdır. Camide beÅŸ vakit namaz kılınır. --- Meydanda da 17 kemerbest çekilir -Yani yalnız bir günün farzları yerine getirilir Farzda yalnız Emek – İş ve AÅŸ ve Felsefedir.
Cemiye giderken insanlar dış dünyasını temizler gider yani abdest alır. --- Cemevi / Meydana girmek için dış dünya deÄŸil herÅŸeyden önce kiÅŸi iç dünyasını, özünü temizlemesi gerekir - İnsan insanın aynasıdır felsefesiyle hic bir zaman kadın erkek ayırımı yapmadan bir kiÅŸi diÄŸerine baktığında kendisini görebilmelidir.
İşte bu nedenledir ki, Er Meydanında 17 kemerbest çekilirken oradaki bulunanlar iç ve dış dünyalarıyla bir ses bir nefes bir bütün olmaları gerekir. Yani Hakkı hakikat içerisinde arayıp maÄŸrifetle yoÄŸurup Hak/Tanrı sevgisiyle bütünleÅŸmesidir. Yanındaki kiÅŸiye baktığında yalnız kendisini görür - kadın erkek ayırımı olmadan hak sevgisiyle gönül kaynaÅŸması, Allah Allah sesleriyle kardeÅŸlik, dostluk ve insan sevgisinin aşılandığı yerdir Er Meydanı.
Bu gönül kaynaÅŸmasını karşı mezhepler, genelde Sunni kesimi kötüye yorumlar, mum söndürme veya horoz uçurma gibi hiçde ahlaka sığmayacak söz ederler. Bu tür ithamlar elbette kendilerinin ulaÅŸamadğı tanrı sevgisine, böylesi manevi kaynaÅŸmaya çamur atmaktan baÅŸka birÅŸey deÄŸildir.
Daha gerçekci olmak gerekirse Alevi ve Sünnü nesil olaarak arasında hiç de fark yoktur. Çünkü her iki toplumda Anadolunun baÄŸrında ortak barınmış, ortak kültürlere sahip çıkmış Türkmen boylarındandır.
Ancak siyasi ve ideolojik açıdan bakacak olursak, farklılıklar oldukca açık ve nettir. Aleviler baskı ve sömürüye karşı daha duyarlı olmuÅŸlar devamlı iktidara karşı tavır alıp mücadele verip halk yönetim sistemini istemiÅŸler.
Ne varki, Aleviler, 16 yüz yılla baÅŸlayan halifelik ve İslam rönansansı diye empoze edilen Arap milliyetciliÄŸini yani Arap İslamiyetini kesinlikle kabul etmedikleri için sürekli baskı altında kalmışlardır.
Oysa Sünnü toplumuda daha devletci olup herÅŸeyi devlet bilir anlayışıyla vatan millet duygularıylada devletin yanında yer alıp AleviliÄŸe karşı mücadelede bulunmuÅŸlardır.
16.yy dan sonra Osmanlı döneminden bu tür eylem devam etmiÅŸtir. Klasik örneklere bakacak olursak, Osmanlı öncesi bile Baba İshak'ın Babai isyanı; Osmanlı’nın kanlı zalim devrinde Åžah İsmail - Yavuz karşılaÅŸması, Åžeyh Bedrettin ayaklanması , Celali isyanları, Pir Sultan'ı dar aÄŸacına götüren bitmez tükenmez öyküler.
KurtuluÅŸ savaşında bağımsızlık için mollalara karşı Alevilerin Atatürk'ün yanında yer alması, Dersim katliamı, Çorum, Kayseri, MaraÅŸ olayları ve tarihte yeni bir utanç sayfası açan Pir Sultan ÅŸenliklerinin Sivas’da kanlı bir ÅŸekilde bastırılmasıyla Madımak katilamı çaÄŸdaÅŸ kitleler için unutulmayacak yara açmıştır..
Bakın Atatürk’ün Din konusunda 1931 yılında ilk çıkan ve okullarda okutulması gerekirken sansürde kalan sözleri:
Gazeteci, Yazar Can dündar’ın araÅŸtırmasından:
“Din meselesine gelince... İlk Meclis'in dualarla açıldığı ve cumhuriyete oy veren milletvekilleri arasında 100 kadar din adamı olduÄŸu doÄŸru... Ancak böyledir diye cumhuriyetin kökeninde ve Atatürk'ün düÅŸünce evreninde din motifleri aramak nafile uÄŸraÅŸ. Afet İnan cumhuriyetin ilanından 6 yıl sonra Yurt Bilgisi dersleri vermeye baÅŸlamıştı. Okutacağı kitabı Kemal PaÅŸa'ya gösterdi. Gazi beÄŸenmedi. Yeni bir Medeni Bilgiler kitabı yazdırdı. Kitap, 1931'de Afet İnan imzasıyla çıktı; ortaokul ve liselerde okutuldu. İşte Kemal PaÅŸa'nın el yazısıyla kaleme aldığı o notların "Millet" bölümünden satırlar:
../ataturk ve alevilik/msgTur.jpg "Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..)
Türklerle birleÅŸip bir millet teÅŸkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin milli rabıtalarını gevÅŸetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuÅŸturdu. (..)
"Türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediÄŸi halde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
"Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliÄŸini unutturacak, Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beÅŸiÄŸinde uyuttular. (..)"... din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düÅŸmanları olan Arap çöllerine gitti. (..) Artık Türk, cenneti deÄŸil, (..) son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düÅŸünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra..."
Yeterince açık deÄŸil mi? Nasıl oluyor da din konusundaki görüÅŸleri bu kadar net olan bir lider hâlâ yanlış yorumlanıyor?”
Kuran and eski sözcüklerin Kaynakcası: Turan Dursun Din Bu I / II Doç Dr. Bedri Noyan Dede
|