|
TURABİ OCAĞI DEDELERİ İLE SÖYLEŞİ
Doç. Dr. İbrahim ARSLANOÄžLU
Gazi EÄŸitim Fakültesi ÖÄŸretim Üyesi
Hacı Ali Turabi Ocağı, Çubuk Yöresi Alevî ocaklarındandır. Bu ocağın piri Seyyid
Kalender Veli Ocağı, mürÅŸitleri ise Haydar Dede Ocağı’dır.
Dedelerle görüÅŸmeye geçmeden önce Turabi Ocağı’nın kurucusu Hacı Ali Turabi
hakkında kısa bilgi verelim. Hacı Ali Turabi, Hz. Muhammed’in soyundan İmam Muhammed
Bakır’ın neslinden gelmektedir. Babası Seyyid Ahmet, annesi Zeynep Hatun’dur. Miladî ll73
tarihinde Türkistan’ın Sayram Kasabası’nda doÄŸmuÅŸtur.
Türkistan Piri Åžeyh Hoca Ahmed Yesevî, oÄŸlu Kutbettin Haydar (Haydardede veya Haydar Sultan bilinenn) komutasında Anadolu’ya gönderdiÄŸi beÅŸ bin kiÅŸilik ordunun sancaktarı olarak S. Hacı Ali Turabi’yi görevlendirmiÅŸtir.
Ordu Keskin Tekfuru’na yenildi. Haydar Sultan Kuyuya atıldı. Bunun üzerine Hacı Ali Turabi 1205 yılında soÄŸuk bir kış günü Çankırı’nın Åžabanözü ilçesine baÄŸlı Mart köyüne gelmiÅŸ, “Burası Mart gibi soÄŸukmuÅŸ” diyerek bu köye yerleÅŸmiÅŸ ve köye böylece adını da vermiÅŸtir. Turabi Dede, 1265 tarihinde Åžabanözü ilçesi Mart köyünde vefat etmiÅŸtir (TeberoÄŸlu,1999:16).Türbesi bu köyde bulunmaktadır.
(Veyis HaydardedeoÄŸlu’dan düzeltme: Haydar Sultan Keskin’e 15km uzaktan olan kyuya atılmıştır, ancak Keskin Tekfuru deÄŸil, Kayseri Küffarına yenilmiÅŸtir).
Hacı Ali Turabi, Çubuk yöresinin çeÅŸitli köylerinde bulunan taliplerini eÄŸiterek pirlik görevini yerine getirmiÅŸtir.
O, bu yörenin TürkleÅŸmesi ve İslamlaÅŸmasında önemli rolü olan Horasan erenlerinden birisidir. Hacı Ali Turabi, Medine’de Hz. Muhammed’in kabrini ziyaretlerinde bir naat
söylemiÅŸtir. Bu naatın birkaç kıtasına burada yer verelim (DedeoÄŸlu, Özdemir, 7.11.98.):
Medine-i Münevvere Ravzında bulduk usül
Giydik iman hulkına, dinimiz buldu usül
Evliya, Enbiya kapında beli bağlı kul
Kıl Åžefaat Ya Muhammed Åžah-ı Sultan-ı Resül
Gayriden bildim, bugün Hakk’ı fark eyledim.
Gönlümü itikat, ihlas ile berk eyledim.
Can-ı baş-ı evlat, ayali yoluna terk eyledim.
Kıl şefaat Ya Muhammed Şah-ı Sultan-ı Resul
Birgün zahir olur, kıyamet dehÅŸeti
“Nefsi, nefsi çağırır”, cümle nebi sana ümmeti
Cihan-ı yar, Ali yarin cümlesinin hürmeti
Kıl ÅŸefeat Ya Muhammed Åžah-ı Sultan-ı Resül
Eksik etmez bizden nan-ı nimeti
Yarattı cümleyi, Yaradan Gani
Tarikat içinde erkanı, yolu
Hazreti Ademden beri biliriz.
Turabi’yem var mı? sözün ötesi
Öldür hırsı, nefsi Hakk’a yetesi
Ermeni’nin Rum’un yaÄŸlı ketesi
Kaypak Müslümanı dinden çıkarır.
Bu ocak dedelerinden Hasan DedeoÄŸlu ve Halil ÖzdemiroÄŸlu ile Alevîlik konusunda bir
görüÅŸme yapmak istediÄŸimizi kendilerine bildirdik. Dedeler, konu ile ilgili soracağımız
sorulara beraber cevap vermek istediklerini belirttiler. Kasım 1998’de görüÅŸmeyi
gerçekleÅŸtirmek üzere Yıldırım Beyazıt semtindeki derneklerine gittik.
Bu arada Mustafa Güvenç dede ile yaptığımız görüÅŸme söz konusu edildi. Hasan DedeoÄŸlu bizim bu talebimizi memnuniyetle kabul etti. Kendileri ile yaptığımız görüÅŸmeyi aÅŸağıda sunuyoruz:
Hasan DedeoÄŸlu, 1929 yılında Çankırı ili Åžabanözü ilçesi Mart köyünde doÄŸdu. İlkokul
mezunu olan DedeoÄŸlu, devlet memurluÄŸundan emekli olmuÅŸ olup; üç çocuk babasıdır.
Halil ÖzdemiroÄŸlu, 1931 yılında Çankırı’nın Åžabanözü ilçesine baÄŸlı Mart köyünde
dünyaya geldi. İlkokulu bitiren ÖzdemiroÄŸlu bir kamu kuruluÅŸunda çalışarak emekli oldu.
Evli ve dört çocuk sahibidir.
Yukarıda da konu edildiÄŸi gibi, dedelerin ikisi de Mart köyünden olup, Ankara’da
ikamet etmektedirler. Aynı zamanda her iki dede birbiri ile musahip kardeşidirler.
Hangi köylerin pirliÄŸini yapıyorsunuz, piriniz ve mürÅŸidiniz kimdir?
Talip köylerimiz ÅŸunlardır: Çankırı ili Åžabanözü ilçesine baÄŸlı köyler: Mart köyü,
Bulgurcu köyü, Göldağı köyü, Özbekköy, Karahacı köyü, KutluÅŸar ve DeÄŸirmencievi köyü.
Ankara ili Çubuk ilçesine baÄŸlı köyler: Sarısu köyü, Kösrelik köyü, DaÄŸkalfat köyü,
Demirci köyü, MahmutoÄŸlan köyü, Kargın köyü.
Ankara ili Kalecik ilçesine baÄŸlı YüzbeÄŸen ve TavÅŸancık köyleri, Kırıkkale’nin Hasan
Dede Kasabası yine Kırıkkale ilçesi Sulakyurt ilçesi Hamzalı köyü, Bursa ili İnegöl ilçesi
Åžehitler köyü, EskiÅŸehir ili Beylikahır ilçesi KoÅŸmat Köyü
Bu köylerden bazılarının tamamı bizim ocaÄŸa baÄŸlı iken bazı köylerde bizim ocakla
birlikte değişik ocaklara bağlı talipler bulunmaktadır.
Pirimiz Seyyid Kalender Veli Ocağı, mürÅŸidimiz ise Haydar-i Sultan Ocagidir.
Kendinizi nasıl tanımlarsınız veya yolunuza ne ad veriyorsunuz (Alevî, BektaÅŸî,
Alevî-BektaÅŸî, KızılbaÅŸ vb.) ?
Kendimizi Alevî olarak adlandırırız.
Sizce Alevîlik nedir?
Alevîlik; Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne (Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz.
Hüseyin ve bunlardan gelen evlatlarına) sevgi ve muhabbet beslemek, taraftarı olmak ve
onların yolundan gitmektir. SüreÄŸimiz, Åžura Suresi 23. Ayete dayanmaktadır.
Alevîlik bir din mi, mezhep mi, yoksa bir tasavvuf anlayışı veya tarikat mıdır?
Alevîlik; İmam-ı Cafer Sadık mezhebine baÄŸlı Nazenin Tarikatı ve tasavvuf yoludur,
İslamiyet’in özetidir.
Kökleriniz nereye dayanır? Orta Asya mı, yoksa Hz Muhammed’e mi?
Köklerimiz Hz. Ali neslinden 5. İmam Bakır evlatlarından Seyyid AhmetoÄŸlu Horasan
pirlerinden Seyyid Hacı Ali Turabi’ye dayanır. Bunlar Emevî ve Abbasiler zamanında Orta
Asya’ya göç edip oraya yerleÅŸen ve sonradan Türk kızları ile evlenerek TürkleÅŸen zatlardır.
Ocağınızın adı nedir, dedeler kimlerdir?
Seyyid Hacı Ali Turabi Ocağı’dır. Dedeler, bu zatın soyundan gelen
erkek evlatlardır. Dedelik görevini akraba içerisinden ehil olanlar yaparlar. Dedelerden
bazılarının isimleri ÅŸöyledir. Ali DedeoÄŸlu, Halil ÖzdemiroÄŸlu, Yusuf DedeoÄŸlu, Åžükrü
DedeoÄŸlu, Hasan DedeoÄŸlu, Hidayet DedeoÄŸlu.
SüreÄŸiniz (erkan) kitaplara mı, yoksa sözlü geleneklere mi
dayanır?
SüreÄŸimiz baÅŸta Kur’an-ı Kerim olmak üzere İmam-ı Cafer BuyruÄŸu, Åžeyh Safi
BuyruÄŸu gibi kitaplara, sözlü görgü ve geleneklere dayanır.
İkrar nedir?
İkrar (biat), baÄŸlılık yemini etmek, söz vermektir. Bu hususu daha iyi açıklayabilmek
için Tacettin Küçük’ün bir ÅŸiirini buraya alıyoruz:
Bir kamilden dersin almak
İkrarına bağlı kalmak
İnsan doÄŸup insan ölmek
Öyle kolay deÄŸil dostum
Bir olup birliÄŸe girmek
Velilerden örnek almak
Mevla’yı özünde görmek
Öyle kolay deÄŸil dostum
Arayıp suçunu bulmak
Kötülerden ders almamak
Vicdanen mahkeme olmak
Öyle kolay deÄŸil dostum
Derya-yı ummana dalmak
Arayıp cevheri bulmak
Aç kalmadan oruç tutmak
Öyle kolay deÄŸil dostum
Tacettin ölmeden ölmek
Hayrını şerrini bilmek
Allah’a kul olup ölmek
Öyle kolay deÄŸil dostum
Niyaz nedir?
Niyaz gönül lokmasıdır, dosttan dosta giden sevginin yoludur. Dedenin dizi, göÄŸsü veya
omzunu öpmek, dedeye niyaz etmektir (Hak sende demektir). Niyaz edilen de ÅŸahadet
parmağı ile niyaz alır. Bu ise, “Hak sende” demektir. Sadece dede ile talip niyazlaÅŸmaz, aynı
zamanda talipler de birbirleriyle niyazlaşırlar. Bir baÅŸka açıdan niyaz (secde veya sücud),
boyun bükme ve eÄŸilme demektir. Secde (niyaz) eden Rahman olanın kucağına eÄŸilmiÅŸ olur.
Secdenin (niyaz) bu özelliÄŸi, Allah’ın en mükemmel yaratığı ve tecellisi olan insanı da secde
edilecek bir mertebeye çıkarmıştır. Hicr Suresi 29. Ayet ve Sa’d Suresi 72. ayetlere göre
varlık ve oluÅŸta Allah’tan sonra secde edilmeye layık tek varlık insandır.
Nasip alma nedir?
Arapça’da nasip; pay, kısmet anlamına gelir. Alevîlik ve BektaÅŸîlik’te belli bir törenle
yola girip, manevi bir nasip elde etmektir.
Tevella ve teberra nedir?
Tevella: Åžura Suresi 23. ve Ahzap Suresi 33. ayetler gereÄŸince Hz. Muhammed’in Ehl-i
Beyti’ne (Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ve bunların neslinden gelenlere)
sevgi ve muhabbette bulunmaktır.
Teberra: Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne garez ve buÄŸuz edenlere iyi gözle
bakmamaktır. (Lanetullahı alel kavmizzalimin) “Allah zulmeden kavimlere lanet etsin.”
Musahiplik nedir, bunun aslı nereye dayanır?
Evli olup birbirleriyle anlaÅŸabilen (eÅŸleri ile birlikte) dört canın bir törenle ÅŸeriat, tarikat,
marifet ve sırr-ı hakikat kapısına ermeleridir. Bir baÅŸka söyleyiÅŸle manevi kardeÅŸ olmak, iyi
ve kötü günlerinde birbirlerine maddi ve manevi destek olmak ve birbirini iyiye, güzele,
doÄŸruya teÅŸvik etmektir.
İmam-ı Cafer Sadık ve Şeyh Safi buyruklarından alınan kurallarla belirlenen
musahiplik, Alevî toplumunda yaÅŸamaktadır. Kaynağını Kur’an’dan alan ve kıyas
yapılmaksızın yorumlanan musahiplik, İslam dininde bir farz olarak görülmektedir.
Musahiplik, Sebe Suresi 46. Ayet, Enfal Suresi 72., 73., 74. ve 75. ayetler, Nisa Suresi 35.
ayet, Fetih Suresi 10., 18., 19. ayetlere dayanmaktadır.
Konu ile ilgili olarak yine Tacettin Küçük’ün bir deyiÅŸi alınmıştır:
Muhammed Ali’den bize yadigar
Bacı kardeş bizim yolumuz
Kırkların Ceminde almışız himmet
Gerçeklerden gelir dolumuz bizim
Dört can olmuÅŸ maneviyat kardaşı
Gönüllerden doÄŸmuÅŸ sevgi güneÅŸi
İtikatla sever kardaş kardaşı
Dört kapı kırk makam yolumuz bizim
Şeriatı atıp tarikata gireriz
Ehl-i beytten medet mürüvvet dileriz
Hakikatın güllerini dereriz
Kudrete uzanır kolumuz bizim
Musahip olmuşuz bacı kardeşler
Allah aşkı ile akmaz mı yaşlar ?
Münafık olanlar bizleri taÅŸlar
Mevla’ya malumdur halimiz bizim
Bilenler bilirler bizi, biz kimiz ?
Muhammed Ali’ye gider yolumuz bizim
Biz Selman’dan aldık bir deste nergis
Tacettin der açtı gülümüz bizim
Alevîler ile BektaÅŸîler arasında ne fark vardır?
Alevîlik’te Ehl-i Beyt neslinden gelen bir pire baÄŸlanmak ve ikrar vermek gerekir.
BektaÅŸîlik’te ise hizmeti sonunda, seçimle gelen dedebaba dikilir. Ayrıca BektaÅŸîlik’te
musahiplik yoktur. BektaÅŸîlik Alevîlik’in bir koludur. Her ikisinde de esas olan eline, diline
ve beline sahip olmaktır.
Alevîlik’te namaz var mıdır?
Namaz sözcüÄŸü dilimize Farsça’dan geçmiÅŸtir. Namazın Arapça’sı salattır. Türkçe ise
dua okumak, anlamına gelir. Daha doÄŸrusu namaz Allah’a yalvarıp yakarmaktır. Bunun vakti
saati yoktur, her zaman yapılabilir. Alevîlerde de namaz vardır, bu iki rekat halka namazıdır.
Alevîler arasında da Sünnîler gibi beÅŸ vakit namazı isteyen kılar.
Taliplerinden olan Mehmet Abdal Ocağı’nda hem ÅŸeriat erkanı “süreÄŸi” (namaz, oruç,
hac vs) hem de tarikat süreÄŸi “erkanını” yerine getirdiklerini, aralarındaki bu farkın nereden
geldiÄŸini, sorduÄŸumuzda dedeler: “Mehmet Abdal Ocağı’nın önceleri Malatya’daki Seyyid
Pir Hasan Ocağı’na baÄŸlı iken bu ocak dedelerinin Malatya’dan gelip gidemeyiÅŸleri
yüzünden, sonradan emaneten kendi ocaklarına baÄŸlandığını, bu yüzden aralarında böyle bir
farkın bulunmasının doÄŸal olduÄŸunu” söylediler.
Bunun yanı sıra Dede Hasan DedeoÄŸlu, “abdest alıp namaz kılarak günlük hayatta
diÄŸer insanlarla olan iliÅŸkilerinde gerçek Müslüman gibi yaÅŸayanların bırakın elini ayaklarının
altını öperim.” derken, Halil ÖzdemiroÄŸlu ise, “namaz bize atalarımızdan gelenek ve görenek
olarak gelmedi, eÄŸer öyle olsaydı, biz de namaz kılardık” dedi.
Alevîlik’te oruç var mıdır?
Alevîlikte; Müslüm, Akil ve çocuÄŸu için olmak üzere 3 gün, 12 imamlar çeÅŸitli
zamanlarda öldürüldükleri için (Muharrem orucu) 12 olmak üzere toplam 15 gün matem
orucu tutulur. Alevîler arasında da Sünnîlerde olduÄŸu gibi ramazan orucunu tutanlar da vardır
(Bakara Suresi 183., 184., 185. ayetler)
Sizde hac var mıdır, taliplerinizden kaç kiÅŸi hacca gitmiÅŸtir?
Hac, ilk peygamber Hz. Adem’den beri gelip geçmiÅŸ bütün peygamberler ve onlara
gönül vermiÅŸ müminlerde bir iman ve ülkü birliÄŸini ilan etmek ve pekiÅŸtirmektir. Bu bir İslâm
Åžurası’dır.
Kur’an-ı Kerim’in tarif ettiÄŸi hac; maddi gücü ve sıhhati yerinde olan bir Müslüman’ın
hayatında bir defaya mahsus olmak üzere yapması gereken bir farzdır. Bunun dışında
Alevîlikte (ölmeden evvel ölmek olan) musahip kavline girenler hacı sayılırlar. Çünkü onlar
da hacdaki insanlar gibi beyaz çarÅŸafa sarınırlar. Musahip töreninde ilgili ayetler okunduktan
sonra musahip olan canlara miracınız kutlu ve tavafınız kabul olsun, denilir.
Taliplerimizden ve amcalarımızdan hacca gidenler olmakla beraber Sünnî
komÅŸularımıza göre bizde hacca giden çok daha azdır.
Alevîlik’te zekat var mıdır, zekat kimlere verilir?
Alevîlikte hem zekat ve hem de humus vardır. Zekat önce fakir olan akrabalara, sonra
muhtaç olan komÅŸulara ve Türk Hava Kurumu gibi hayır kurumlarına verilir. Humus ise Enfal
Suresi 41. Ayet gereÄŸince pirlere verilir.
Alevîlikte “talip”, “rehber”, “dede”, “mürÅŸit”, “pir” kimdir?
Talip, talep eden, bir pire ikrar verendir. Pir veya dede aynı anlama gelir. MürÅŸit pirin
(dedenin) piridir. Rehber ise pirin yardımcısıdır. Alevîlik inancında pir pire, pir bire baÄŸlıdır.
Alevîlik’te düÅŸkünlük nedir? KiÅŸinin düÅŸkün olmasına kim karar verir?
DüÅŸkünlükten nasıl kurtulunur ? BildiÄŸiniz düÅŸkünlük örnekleri var mıdır, bunları
anlatır mısınız?
DüÅŸkünlük, kasten adam öldürmek, kadın kaçırmak, hırsızlık gibi konularda söz
konusudur. İşlediÄŸi suçtan dolayı talibe, buyruk ve göreneklere göre, ayin-i cemin de görüÅŸleri
alınarak pir (dede) tarafından cezası verilir. DüÅŸkünlük cezası çekildikten sonra yine pir ve
ayin-i cemin kararı ile kaldırılır. DüÅŸkün örnekleri ve düÅŸkünlerin isimlerini vermenin doÄŸru
olmadığını düÅŸünüyoruz.
Dedelik görevi seçimle mi, yoksa aileden mi intikal eder?
Dedelik, seçimle deÄŸil aileden gelir. Dedelik görevini yapamayan kiÅŸinin yerine, yine
aynı sülaleden gelen ehil olan birisi bu görevi yerine getirir.
Cem evi nedir ? Bu Sünnîler’deki cami karşılığı mıdır, yoksa ikisinin fonksiyonları
farklı mıdır?
Cem evi, Alevîler’in toplu ibadet yeridir. Cem evindeki ibadet cemal cemale, bacı-
kardeÅŸ bir arada her türlü hak hukuk (kul hakkı) görüÅŸülerek barış içinde gönüller birlik olarak
huÅŸu ile yapılır. Camide ise bu özellikler yoktur. Alevîlerden isteyenler camiye de gidebilirler.
Herkes istediÄŸine veya her ikisine de gidebilir.
“Åžeriat”, “Tarikat”, “Marifet” ve “Hakikat” nedir?
Åžeriat; devletin kanunlarına uymaktır. Nitekim öteden beri bir söz vardır; “Åžeriatın
kestiÄŸi parmak acımaz,” diye. Tarikat, bir pire ikrar vermektir. Marifet, bir iÅŸlek iÅŸlemektir.
Hakikat ise, Hakk’ı özünde bilmek ve bulmaktır.
Bize MürÅŸüdümÄŸiz Haydarı Sultan‘dan kalan miras olarakda sakladığımız bilgi ÅŸudur:
Åžeriat yel,
Tarikat ateÅŸ,
Marifet su,
Hakikat topraktır.
Bir baÅŸka söyleyiÅŸle:
Seriat anadan doÄŸmak,
Tarikat ikrar vermek,
Marifet nefsini bilmek,
Hakikat Hakk’ı özünde bulmaktır.
Yine pirimizin öÄŸütleri arasında
Åžeriat bir ilkokul,
Tarikat ortaokul,
Marifet lise,
Hakikat ise üniversitedir.
Konu ile ilgili MürÅŸidimizden kalan elimizdeki yazgılar Dört Kapı Kırk Makamla ilgili bilgiyi aÅŸağıya alıyoruz:
Dört kapı kırk makamdan sorarsan
Beri gel bu dersten sabah ala gör
Eğer bu esrarın aslını ararsan
Aç can gözün kalp aynasın sile gör
Åžeriatta evvel makam ya Allah
Birinci inanmak; amentü Billah
İkinci ilimdir, hem Kelamullah
OkuduÄŸun ilme amel kıla gör
Üçüncü makam-ı savm ile salat
Kelime-i şahadet, hem haccı, zekat
Haramdan, riyadan sakın be gayet
İhlas-ı pak ile makbul ola gör
Dördüncü makamı, hem helal yemek
BeÅŸincisi akt-i nikah eylemek
Altıncısı şirki, şirk bilmek
Yedinci farz ile sünnet kıla gör
Sekizinci makamı, aşk ile şevkat
Dokuzuncusu müekkilane itaat
Onuncu Seyyiddir tatir-i sünnet
Emr-i maruf, nehy-i münker kıla gör
Tarikat’ın evvel makamı ey can
El tutup mürÅŸidden tövbe etmek hemen
İkinci mürid ol mutlaktır ayan
Micaz-ı mürÅŸid’den hazer kıla gör
Üçüncü kanaat ehli alasın aşık
Erenler rahine olmak muvafık
Dördüncüsü cihaddır emaneti Haluk
Kalp evini nefs elinden ala gör
BeÅŸincisi hizmettir bir gerçek ere
Altıncı Hak yedinci özüne göre
Sekizinci hırka, taç ura
Secde-i fahri uzlet kıla gör
Dokuzuncu ola, ehl-i nasihat
Hall-i müÅŸkül için, ede muhabbet
Onuncu makam-ı aşk ile sohbet
Nefis olup, aÅŸk bahrine dala gör
Marifet’in on makamın fark eyle
Birinci makamda kalbin pak eyle
İkinci korkudur, özün berk eyle
Üçüncü makamdan perhiz ola gör
Dördüncü sabırdır beÅŸinci edep
Altıncı comartlık buyurdu Cenap
Yedinci ilimdir bilene hep
Sekizinci fahir gani ola gör
Dokuzuncu olmak ehl-i marifet
Onuncusu farkı Farkullahtır elbet
Dahi on makamdır sırr-ı hakikat
Evvel makamında turap ola gör
İkinci hoÅŸ görmek cümle milleti
Budur erenlerin hem nasihatı
Neylersin münkiri etme sohbeti
Mümin isen var mümini bula gör
Üçüncü makamı tefekkür eyle
Dördüncü sözünü halliyle söyle
Arif ol muhabbet deryasın boyla
BeÅŸinci dergahta makbul ola gör
Altıncı makamı sohbettir gari
Nadan ehline söyleme bu esrarı
Yedinci sabırdır Tanrı seddarı
Bekle sabır tekkesinde kala gör
Sekizinci gördüÄŸünü sidretmek
Dokuzuncu neccat Hakk’a ÅŸükretmek
Hem dünyayı ahireti fikretmek
Fikir kıl her eÅŸyadan ibret ala gör
MüÅŸahade oldu onuncu makam
İşte burda tamam oldu kırk makam
Huzur-u kalp ile kıl Hakk’a kıyam
Cahdeyle de bu manayı ire gör
Nadan olan bu esrarı bilemez
Bu sırra ermeyen mümin olamaz
Ben mürÅŸidim dese dahi yaramaz
Gafil gezme maksudunu bula gör
Turab-ı MürÅŸid’in evlad-ı Ali
Elesti bezminde demiÅŸiz beli
Nesl-i on iki imam BektaÅŸ-i Veli
EriÅŸ tarikata biad kıla gör.
Kur’an okumasını bilir misiniz, Kur’an’ın deÄŸiÅŸtiÄŸine inanır mısınız?
Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okumasını biliriz, yine bazı ayetleri ezbere okuyabiliriz.
Kur’an-ı Kerim’de 6666 ayet olduÄŸunda herkes hem fikir olmasına raÄŸmen hali hazırdaki
Kur’an-ı Kerimlerde bu kadar ayet bulunmamaktadır. Kur’an’ın deÄŸiÅŸip deÄŸiÅŸmediÄŸine
gelince bunu bilecek kadar bilgimiz yoktur.
Bunun vebali Nesimi’nin aÅŸağıdaki ÅŸiirinde
dediÄŸi gibi ulemaya aittir.
Ey Nesimi bil ki Hak aynındadır
Bunca mahlukun vebali ulema boynundadır.
Dolu veya dem nedir, cemevinde dolu niyetine içki içer misiniz?
Dolu veya dem, Dehr Suresi 5., 6., 12. ve 21. ayetler ile Nahl Suresi 67. ayette olduÄŸu
gibi, cemlerde kırklar meclisinde içilen bir hizmet olarak varsa da ÅŸimdi bazı köylerde üzüm
suyu, bazı köylerde de meÅŸrubat olarak verilmektedir.
Kur’an’daki bazı ayetlerde içki, kumar, fal gibi bazı ÅŸeylerin haram olduÄŸu bildirilir.
Bundan baÅŸka “SarhoÅŸ iken ne dediÄŸinizi bilinceye kadar namaza yaklaÅŸmayın. ...Zararı
yararından daha çoktur.” gibi ayetler vardır.
Kur’an-ı Kerim’de katilliÄŸin, ırz düÅŸmanlığının ve kul hakkı yemenin yasak olduÄŸunu
bildiren pek çok ayet olmasına raÄŸmen bunu yapan pek çok Sünnî hiç piÅŸmanlık duymadan ve
cezasını çekmeden ibadetlerini gönül huzuru ile yapabilmektedir. Bu nasıl Müslümanlık
anlayışıdır bilemiyoruz.
Kaç çeÅŸit kurban kesersiniz?
Alevîlik’te mali gücü yerinde olanlar, baÅŸta Kurban Bayramı kurbanı olmak üzere,
Abdal Musa Kurbanı, Yıl Kurbanı, Musahip Kurbanı, Aşure Kurbanı, Dar Kurbanı ve Adak
Kurbanı keserler.
Kurban keserken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Kurban keserken kurbanın yönü kıbleye çevrilir, tekbir getirilir, ona ekmek ve su verilir,
duası yapılır ve “Bismillah Allahü Ekber” diyerek kesilir. Kurban kesilirken, hayvana eziyet
vermemek için bıçağın keskin olmasına dikkat edilir.
Burada eksik bırakılan bir nokta dikkatimizi çekmektedir. O da musahip kurbanında,
kurban edilen hayvanın baÅŸta kemikleri olmak üzere, yenilmeyen iç organları ve diÄŸer
kalanlar topraÄŸa gömülmektedir. Çünkü bu Türkiye’deki bütün Alevî gruplarında ortak olan
bir uygulamadır.
Alevîlikte miraclama veya Ali sırrına ermek nedir?
Alevîlik’te cemde Hz. Muhammed’in miraca çıktığını anlatan 25 beyitlik miraclama
âşık tarafından okunur. Buraya bunun bir beyiti alınmıştır:
Geldi Cebrail çağırdı
Hak Muhammed Mustafa
Hak seni miraca okur
Davete kadir Hüda’ya
Ali sırrına ermek ise, Hz. Ali’yi veliyullah, vasi resülullah bilmektir.
Al-i İmran Suresi 61. Ayet nazil olduÄŸunda Hz. Peygamber, kucağında Hz. Hüseyin, elinde Hz. Hasan
arkasında Hz. Ali ve Hz. Fatıma olduğu halde Necranlılarla buluşma yerine gelir.
Tanrı elçisi böylece ayette geçen “Çocuklarımızı karşılamak üzere torunlarını, kadınlarımızı karşılamak
üzere de kendisiyle Hz. Ali’yi getirmiÅŸtir. Necranlılar’la karşılıklı lanetleÅŸmek üzere
geldiklerinin sırrını bilmek, lahmike lahmi, hadisi gibi pek çok hadislerin sırrına ermektir.
Alevîlik’le ilgili temel kitaplar nelerdir?
Kur’an-ı Kerim ve tefsirleri baÅŸta olmak üzere İmam-ı Cafer BuyruÄŸu, Åžeyh Safi
BuyruÄŸu, İslâm Tarihi, Sahih Hadis Kitapları, Hadikat’üs Süeda (Saadete ErmiÅŸlerin
Bahçesi), Hak âşıklarından derlenmiÅŸ cönklerdir.
Alevî inancında önemli yer tutan kırklar kimlerdir ?
Birkaç kitapta 17 bacı, 23 er kiÅŸi olmak üzere 40 kiÅŸi olduklarını okuduk.
İsim bulamadık, bazılarını ruhani olarak saymakta iseler de biz böyle bir kaynaÄŸa rastlamadık.
Cem törenleri kaça ayrılır, bunların adlarını söyler misiniz ?
Bunlar, Görgü, Abdal Musa, Musahiplik, Yıl Kurbanı, Dar Kurbanı ve Kızıldeli
Kurbanı gibi törenlerdir.
Gadiruhum olayı nedir, kısaca açıklar mısınız ?
Hz. Peygamber, Veda Haccı’ndan dönerken Gadiruhum denilen yere gelir ve yüksek bir
yere çıkarak üçüncü hutbesini okur: “Ben müminlere kendi nefsimden daha evla deÄŸil
miyim?” deyince orada bulunanlar hep bir ağızdan: “Sen bize bizden daha evlasın”, dediler.
Peygamberimiz devam etti: “Ey nas, biliniz ki, benim günlerim sayılıdır. Ben Allah tarafından
davet edildim.
Size rehber olarak iki ÅŸey bırakıyorum. Bunlardan birisi Kur’an-ı Kerim,
ikincisi ise Ehl-i Beytimdir.” buyurdu.
Peygamberimiz Ehl-i Beytim sözünü üç defa tekrarladı ve ÅŸöyle devam etti:
“ Ey Nas, biliniz ki, Allah benim Mevlam ise ben de müminlerin mevlasıyım.
Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Her kim Allah’iseverse beni sever,
her kim beni severse Ali’yi sever. Her kim Allah’ın düÅŸmanı ise benim de
düÅŸmanımdır. Benim düÅŸmanım ise Ali’nin de düÅŸmanıdır.”
Hz. Peygamber bu sözlerini bitirdikten sonra ellerini kaldırarak ÅŸu duayı yapmıştır:
“YaRabbi, Ali’yi seveni sev, Ali’ye düÅŸman olana düÅŸman ol.
Ali’ye yardım edene yardım et,
Ali’ye hakaret edeni hakir et, Hak daima Ali ile beraberdir.”
Hz. Peygamber’in bu duasına amin diyen cemaat Hz. Ali’ye biad ettiler. Hatta Ömer İbn
Hattad da “kutlu olsun sana ya Ali, sen benim ve kadın erkek herkesin mevlası oldun”
demiÅŸtir.
Hz. Peygamberin hutbesinden sonra ÅŸu ayet nazil oldu: “Bugün sizin dininizi
tamamladım ve nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i tebliÄŸ ettim.”
Al-i İmran Suresi 76. ayette:
“Kim ahdine vefa eder, takvaya sarılırsa hiç kuÅŸkusuz
Allah takvaya sarılanları sever.”
Yine aynı surenin 77. ayetinde;
“Allah’a verdikleri sözü ve
yeminlerini basit bir bedel karşılığı satanlar var ya, iÅŸte onlar için ahrette hiçbir nasip yoktur.
Allah onlarla konuÅŸmayacaktır; kıyamet günü onlara bakmayacaktır. Onları temizleyip
arıtmayacaktır. Onlar için korkunç bir azap vardır.” buyrulmaktadır.
GörüldüÄŸü gibi ahde vefa bu ayetler gereÄŸi zorunlu iken buna uyulmamıştır.
Semah nedir, kısaca açıklar mısınız ?
Hz. Muhammed’in kırklara geliÅŸi ve bir üzüm tanesini Sırr-ı İlahi ile ezmesi ve
kırklardan birisinin nuÅŸ etmesi ile Hz. Peygamber de dahil Ya Allah deyip semah dönmesidir.
O günden beri Alevîlik’te ibadetin bir bölümü olmuÅŸtur. DiÄŸer tarikatlarda da semah vardır,
fakat bunu onlar çeÅŸitli çalgılarla yaparlar, Alevîlik’te ise sazla icra edilir.
İnancınıza göre horoz kutsal mıdır, açıklar mısınız ?
Horozun inancımızda hiçbir kutsallığı olmadığı gibi diÄŸer kümes hayvanlarından da
farkı yoktur. Cemlerde kurbandan evvel öncü olarak duası yapılarak kesilir.
Böyle horoz meraklıları için Alevîler arasında anlatılan bir horoz fıkrası vardır:
“Sünnî bir hoca Alevî dedesine: “Dede Efendi horoz sizin mezhepten mi?” diye sorar.
Dede cevaben: “Vaktinde ötüÅŸüne bakarsan bizim mezhepten diyeceÄŸim amma
çöplükte eÅŸindiÄŸine bakarsan sizin mezhepten olsa gerek” demiÅŸ.
Ahmet Yesevî ve Hacı BektaÅŸ Veli kimdir?
Hoca Ahmet Yesevi, Ehl-i Beyt soyunun gerek Emevîler ve gerek Abbasiler döneminde
gördüÄŸü zulüm üzerine Orta Asya’ya göç eden peygamber sülalesinden olup, Türk kadınlarla
evlenerek TürkleÅŸen bir sülaleden gelmektedir. Babası Åžeyh İbrahim, Sayram’da bir ÅŸeyhin
halifelerinden olup Musa Åžeyh’in kızı AyÅŸe Hatun ile evlenmiÅŸtir.
Hoca Ahmet Yesevî, Orta Asya Türkleri’ni İslâm dini ve Türk Dili baÅŸta olmak üzere
ortak bir kültür ve inançta birleÅŸtirir.
İslâm inancını aÅŸk ve sevgi yöntemiyle benimseterek yetiÅŸtirdiÄŸi 90 bin Horasan Piri’ni
Anadolu ve Balkanlar’a gönderen ve Türklük’ü ve Müslümanlık’ı yayan zattır.
Hacı BektaÅŸ Veli, Hz. Ali ile Hz Fatıma’nın torunlarından olan ve Orta Asya’ya göç
eden ve orada Türk kızları ile evlenerek TürkleÅŸen Ehl-i Beyt soyundan gelen İbrahim
Sani’nin oÄŸludur.
Ahmed Yesevî tarafından Horasan’dan Rumeli’ye (Anadolu’ya) gönderilen
Horasan pirlerinin piridir.
Alevîlik’te tek eÅŸlilik mi, yoksa çok eÅŸlilik mi esastır ? Bir Alevî birden fazla
kadınla evlenebilir mi?
Alevîlik’te tek eÅŸlilik esas olup, çocuÄŸu olmayan veya eÅŸleri sonradan hasta olan
erkekler ikinci evliliği yapabilirler. Tabii ki, bazı istisnalar kaideyi bozmazlar.
Alevîlik’te boÅŸanma nasıl karşılanır?
BoÅŸanma, Alevî toplumu tarafından hoÅŸ karşılanmaz ve herhangi bir ahlaki kusuru
olmayan eÅŸin boÅŸanması kasten adam öldürmek suçundan sonra ikinci sırada bir suç sayılır.
Bunun sonucu düÅŸkünlüÄŸü gerektirir ve hiç hoÅŸ karşılanmaz.
Ruh göçüne inanır mısınız, bununla ilgili bir örnek biliyor musunuz?
Ruh göçüne inanırız. Kur’an-ı Kerim’de reenkarnasyon (tenasuh) hakkında birkaç ayet
vardır.
Bakara Suresi 28. ayette ÅŸöyle buyrulmaktadır: “Allah sizi yaratan ve sonra rızkınızı
veren, sonra sizi öldürecek daha sonra da sizi diriltecek olandır.”
Yine Rum Suresi 40. ayette “Sonra ölümünüzün arkasından sizi yine diriltmiÅŸtir.” ve
Bakara Suresi 56. ayette de bu konuya deÄŸinilmektedir.
Ayrıca televizyonda seyrettiÄŸimiz bir programda ölen bazı kiÅŸilerin tekrar baÅŸka ÅŸahıslar
olarak dünyaya geldiklerini ve geçmiÅŸ olayları inandırıcı ÅŸekilde anlattıklarını seyrettik.
“Nevruz”, “Hıdırellez” ve “Muharrem”in önemini kısaca açıklar mısınız ?
Nevruz, 21 Mart günüdür. Bu günde 1. Hz. Ali’nin doÄŸmuÅŸtur, aynı zamanda bu gün
Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evlendikleri gündür.
Eski Türkler’in kışın sığındıkları yerlerden çıkarak yeni yaÅŸama kavuÅŸtukları için sevindikleri
ve oyun oynadıkları gün ve baharın uyanışı da bu güne rastlar.
6 Mayıs Hıdırellez ise; Hızır Aleyhisselam ile İlyas Aleyhisselam’ın buluÅŸup Ab-ı hayat
(ölümsüzlük) suyunu bulup içtikleri gündür. Hızır ile İlyas’ın saÄŸ olduklarına inanılır ve bu
sebeple bayram yapılır.
Muharrem, kameri ayların ilkidir, ve Müslümanların yılbaşıdır. Bizim açımızdan bu
ayın önemi, Hz. Hüseyin’in Emevi Halifesi Yezid’in adamları tarafından ÅŸehit edildiÄŸi ay
olmasıdır.
Mehdi’nin geleceÄŸine inanır mısınız, geldiÄŸi zaman neler yapacak ?
Mehdi’nin geleceÄŸine ve yeryüzü halkının Allah’ın takdiri ile kurtuluÅŸ vesilesi
olacağına inanırız. Bugün yeryüzü zulümle dolduÄŸu gibi onun gelmesiyle adaletle dolacağına
inancımız tamdır.
Bazı Alevî grupları Atatürk’ü mehdi olarak görüyorlar. Siz bu konuda neler
söylersiniz ?
Atatürk’ü Mehdi olarak deÄŸil, vatanımızın kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu ve
mazlum milletlerin önderi olarak görürüz. Ona sonsuz saygımız vardır.
Evlerinizde kimlerin resimleri bulunmaktadır ?
Evlerimizde baÅŸta Hz. Ali, Hacı BektaÅŸ Veli, Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aile
büyüklerimizin resimleri bulunmaktadır.
Ocağınızda suç iÅŸleme oranı nedir, hangi olaylar cemaat içinde çözülür, hangileri
mahkemeye intikal eder ?
Köyümüzde Alevî-Sünnî karışıktır. Sünnîler’e göre suç iÅŸleme oranı Alevîler’de daha
azdır. Davalarımızın çoÄŸunluÄŸunu yıllık görgü sırasında pir huzurunda çözeriz.
Çözülemeyenler mahkemeye intikal eder.
Alevî köylerinde cami var mı ? Varsa bunlar sizin tarafınızdan mı, yoksa devlet
tarafından mı yaptırıldı ?
Bizim köyümüzde Sünnîler çoÄŸunlukta olduÄŸu için köylüler tarafından iki cami
yaptırılmıştır. DiÄŸer Alevî köylerindeki camilerin bazıları devlet teÅŸviki ile bazıları ise
köylülerin kendileri tarafından yaptırılmıştır. Osmanlılardan beri SünnîleÅŸtirme gayreti devam
etmektedir.
Alevîlik’te kadın-erkek eÅŸit midir ?
İnancımıza göre kadın erkek eÅŸittir. Kur’an-ı Kerim’de kadın ve erkeÄŸin eÅŸit yaratıldığı
ve birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu anlatılmaktadır.
Esas Alevî olmak; ikrarla mı, yoksa musahip olmakla mı gerçekleÅŸir? Çocuklar
için AlevîliÄŸe giriÅŸ töreni düzenlenir mi?
Her Alevî, buluÄŸ çağına girince ve evlenirken ikrar verir. Musahip töreninden sonra
bireyin dört kapı ve kırk makama erdiÄŸi kabul edilir.
DüÅŸkünlük her Alevî için mi, yoksa musahipli olanlar için mi söz konusudur?
Suç iÅŸleyen her Alevî için düÅŸkünlük vardır. Musahipli olanların cezaları biraz daha
fazladır.
Alevî cemaatinde camiye ve cemaate karşı bir soÄŸukluk bulunmaktadır. Bu
durumun sebepleri nelerdir, açıklar mısınız?
Emevîler zamanında 90 yıl hutbelerde Hz. Ali ve Ehl-i Beyt’e lanet okutulmuÅŸ, Ali
evlatları ve taraftarları yani Alevîler kıyıma uÄŸramıştır. Abbasiler amca çocukları olmasına
raÄŸmen Emevîler’den aÅŸağı kalmamışlar, onlar da Ehl-i Beyt’e zulüm ve kıyıma devam
etmiÅŸlerdir. Bunun sebeplerini açıklayabilmek için yedi kez Limni Adası’na sürgüne
gönderilen Niyazi Mısri, Osmanlı padiÅŸahı II. Sultan Ahmed’e gönderdiÄŸi mektuba ÅŸunları
yazmıştır:
“Ey Sultan Ahmet, senin bana ÅŸiddet-û adavetin İmam-ı Hasan ve İmam-ı
Hüseyin’in evvel mümin olmalarındandır. 78 yaşıma girdim. İlimde de, amelde de bir itimat
edeceÄŸim ve ona kıyasım yoktur. Ancak ol iki sultanın velayetlerine ve mümin olduklarına
fahrederim. Bir elim Hasan’ın bir elim Hüseyin’in omzundadır. Niyazi Mısri ol iki sultanın
yoluna kurbandır. Ne zaman emredersen celladını yolla Mısri’yi pare pare eylesinler.”
İstisnaları tenzih ederiz ama, bugün camilerde Ehl-i Beyt’ten bahsedilip bunların kimler
olduÄŸu açıklanmamaktadır. Aynı zamanda Ehl-i Beyt taraftarları türlü hakaretlere
uğramaktadırlar. Gerek okullarda verilen din derslerinde ve gerekse camilerdeki hutbelerde
Hak ve hakikat anlatılmamaktadır. Bunlar doğru olarak anlatıldığı takdirde iki toplumun
birbirlerine daha fazla yaklaşacağına inanıyoruz.
Hz Ali’de ilahlık var mıdır?
Hz. Ali’de ilahlık yoktur. Hz. Ali Allah’ın velisi, mürÅŸid-i kamil ve Peygamberimizin
vasisidir.
Edip Harabi’nin Hz. Ali hakkındaki bir deyiÅŸi sunulmaktadır:
Haydar-ı Kerrara canım fedadır
Çünkü kendileri ÅŸah-ı velidir
Bazı müfsitlerin sözü hebadır
Söylüyorlar haÅŸa Allah Ali’dir.
Sırrı Hakk’a bunlar agah oldular
Hakk’a gidenlere hemrah oldular
Ali haktır, fakat Allah değildir
Böyle zannedenler mutlak delidir
Ali’nin pek büyük kerameti var
Kerametten büyük velayeti var
Halik diyenlerin dalaleti var
Zira hak Muhammed Ali celidir
Dinle bu söz, vaiz pendi deÄŸildir
Benden Hak söylüyor indî deÄŸildir
İman-ı Harabi şimdi değildir
Ta bezm-i elestü kalü belidir.
Musahibin iÅŸlediÄŸi suçtan öteki musahibin sorumlu olması sizce doÄŸru mudur ?
Musahipler, birbirleriyle kendi aralarında anlaşarak musahip olmayı kararlaştırırlar ve
pir huzurunda ve erenler meydanında ikrar verip, birbirlerine kefil olurlar. Musahiplik
kurumunun insanlar arasındaki suçların azalmasına etkili olduÄŸuna inanıyoruz.
Alevîlerle Sünnîler arasında (sünnet düÄŸünü, evlenme, nikah, cenaze yıkama ve
gömme vb konularda) ne gibi farklar görüyorsunuz ?
Bir gencin buluÄŸ çağına girdiÄŸinde ve evlendiÄŸinde ikrar vermesinden baÅŸka bir fark
görmüyoruz.
Yezidlik nedir? Sizce Sünnîler yezid sayılır mı?
Yezid, İslâm Dini’ni saltanata çeviren Ebu Sufyan’ın oÄŸlu Muaviye’nin oÄŸludur.
Yezid, Allah’ın Ahzap Suresi 33. ayeti ile temiz olduÄŸunu bildirdiÄŸi ve
Åžura Suresi 23. ayet ile sevilmesini farz kıldığı Ehl-i Beyt’ten olan Hz. Hüseyin’i katleden kiÅŸidir.
Sünnîler yezid deÄŸildir.
Bununla birlikte bir ayet-i kerimede “...Kim ki zalimleri sever ve medh ederse onlar
da zalimdir.” buyurulmaktadır.
Alevîler niçin tavÅŸan eti yemezler ?
TavÅŸanın başı kediye, kulakları eÅŸeÄŸe, burnu fareye ve ayakları köpeÄŸe benzemekte
olduğundan genellikle toplumumuzca bu hayvanın eti yenilmez.
Kur’an’da haram olarak bildirilen hayvanlar hariç isteyen ve midesi alanlar her
istediğini hayvanın etini yiyebilirler.
Sünnîler boÄŸazında bir demir parçası bulunan tazının boÄŸarak öldürdüÄŸü tavÅŸanı yerler
ve buna helal derler. Buna karşılık besmele ile ve kurallarına uygun olarak kesmemize
raÄŸmen bazı Sünnîler “Alevîler’in kestiÄŸi yenilmez, haramdır” diyorlar.
Sizce Sünnî bir kiÅŸi Alevî olabilir mi, buna ait bildiÄŸiniz bir örnek var mı ?
Bize göre Sünnî bir kiÅŸi Alevî olabilir. Bizim kendi köyümüz olan Åžabanözü ilçesi
Mart köyünde Alevî-Sünnî karışık yaÅŸadığı için Alevî iken Sünnî olan, buna karşılık Sünnî
iken Alevî olanlar vardır. Bunların isimlerini burada vermemiz uygun olmaz.
Çubuk yöresi dışındaki Alevîlerle iliÅŸkileriniz nasıl, kız alıp verir misiniz?
Eskiye nazaran ÅŸimdi çok çeÅŸitli yerlerden evlenenler olabiliyor. Ege Bölgesi’nde
Çepniler Tahtacılar’dan kız aldıkları halde, kendileri onlara kız vermemektedirler.
Çepniler aynı inanç sistemine sahip bulunan tahtacılara göre kendilerini daha üst statüde görmekte,
kendilerinin saygınlığı olduğuna inanmaktadırlar.
Türkmen kavramı Tahtacı kavramı ile özdeÅŸleÅŸmekte, oysa Çepni gruplarda Alevî kültür
özelliÄŸi daha ağır basmaktadır (TürkdoÄŸan,1995:170).
Çubuk yöresindeki Alevîler’de Ege’deki bu durum söz konusu deÄŸildir, bugünlerde Çubuk
Yöresi Alevîleri sadece diÄŸer Alevî gruplarından deÄŸil, aynı zamanda Sünnî kesimden de kız
alıp vermektedirler.
Sünnî köylerle iliÅŸkileriniz nasıl ?
Yukarıda da birkaç münasebetle bahsettiÄŸimiz gibi bizim köyümüz Alevî-Sünnî karışık
olup, Sünnîler çoÄŸunluktadır. Alevîler’le Sünnîler arasındaki iliÅŸkiler iyidir. GeçmiÅŸte komÅŸu
köylerle hayvan otlatma konusunda kavgalar olurken, günümüzde köylerin nüfusunun çok
azalmasından dolayı böyle bir sorun yaÅŸanmamaktadır.
İran’da Åžiî bir devlet bulunmaktadır. Bu ülkenin rejimi hakkında ne
düÅŸünüyorsunuz?
İran’daki fanatik Åžiî rejimi reddettiÄŸimiz gibi, Türkiye’deki o rejimin özentisi olanlara
ve sempati duyanlara da karşıyız. İran Åžiîleri ile aramızdaki benzerlik Ehl-i Beyt sevgisinden
baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. İran’da bir de Alevî olan Ehl-i Hak denen bir grup bulunduÄŸunu
biliyoruz.
Gençlerinizin geleneklerinize ilgileri nasıldır ?
Alevî toplumunun dernekleÅŸmesinden sonra gençlerimizin geleneklerimize karşı olan
ilgisinin biraz daha arttığını görüyoruz.
Bazı Alevî grupları “önce Türküz sonra Müslümanız” diyorlar. Sizin bu
konudaki düÅŸünceleriniz nelerdir ?
Biz de aynı ÅŸekilde düÅŸünüyoruz. Ancak bu arada insan olduÄŸumuzu da unutmamalıyız,
çünkü bu da son derece önemlidir.
Sizce Alevîler’le Sünnîler arasındaki soÄŸukluk nasıl giderilebilir ?
Önce okullarda din derslerinde ve İmam-Hatip okullarında öÄŸrencilere derslerde verilen
konular ile camilerde vaizlerin ve hatiplerin konuÅŸmalarındaki yanlışlıkların düzeltilmesi ve
halka gerçek dinin anlatılması gerekmektedir. Bundan baÅŸka insanı seven hümanist ve laik
insanların yetiştirilmesi ile bu soğukluk giderilebilir.
Sünnîler’den kız alıp verir misiniz ?
Eskiden Sünnîler’le aramızda kız alış-veriÅŸi yoktu. Åžimdi ÅŸehirleÅŸme dolayısıyla
evlenmeler görülmektedir. Fakat Alevî kızlarının çoÄŸunluÄŸu mesut olamıyorlar. Çünkü
yüzyıllardır yapılan iftiraların az da olsa etkisi devam etmektedir.
Çubuk Yöresi Alevîleri, günümüzde Sünnî gruplardan kız alıp vermektedirler. Bu
sonuca sadece bu görüÅŸme ile ulaşılmış deÄŸildir, konu ile ilgili uygulanan anket de bunu
kanıtlamaktadır. Bu olgunun Alevî-Sünnî bütünleÅŸmesinde çok önemli bir adım olduÄŸunu
düÅŸünüyoruz.
Bu soruların dışında Alevîlik’le ilgili söylemek istediÄŸiniz bir ÅŸey var mı?
AlevîliÄŸin çıkış sebeplerini iyi anlayabilmek için aÅŸağıdaki konuların Kur’an
tefsirlerinden, hadis kitapları ile İslâm Tarihi kitaplarından tekrar tekrar okunması gerekir.
O zaman gerçeklerin daha iyi anlaşılacağına inanıyoruz.
1. 1. 1. Tevbe suresi 1-40 ayetlerinin tebliÄŸi
2. 2. 2. Veda Haccı’ndaki üç hutbe: a) Arafat’ta b) Mina’da c) Gadirihum’da (bunlar
çok önemlidir)
3. 3. 3. Kırtas (Vasiyetname) olayı.
4. 4. 4. Usame ordusu
5. 5. 5. Hz. Peygamber’in vefatı ve defin iÅŸleri
6. 6. 6. Fedek Hurmalığı olayı
7. 7. 7. Kerbela vakası
SONUÇ
ÇeÅŸitli araÅŸtırmalardan edindiÄŸimiz bilgilere göre, Alevî dedelerinin büyük
çoÄŸunluÄŸunun bilgileri sadece sözlü geleneklere dayanmaktadır. Oysa söyleÅŸi yaptığımız
Çubuk yöresi Âlevî dedeleri, inanç ve görüÅŸlerini en baÅŸta Kur’an’ı Kerim olmak üzere
kitaplara dayandırmaktadırlar. Ayrıca başta alanında hayli yeterli bulduğumuz Mustafa
Güvenç dede olmak üzere görüÅŸme yaptığımız dedelerin hemen hepsi Alevîlik’le ilgili
bilgilerini yeterli bulmadıklarını söylemiÅŸlerdir. İşte Turabi Ocağı dedeleri Hasan DedeoÄŸlu
ve Halil ÖzdemiroÄŸlu da bunlar arasında yer almaktadırlar.
Bu da konu ile ilgili az çok bilgi sahibi olduklarının bir kanıtı olsa gerek. Çünkü bilen kiÅŸi,
eksikliklerinin farkına varabilmekteyken, yeterli bilgiye sahip olmayan kiÅŸiler, çok ÅŸey bildiklerini
sanmaktadırlar.
Dedeler, köklerinin bir taraftan Hz. Ali’ye, diÄŸer taraftan Orta Asya Türkleri’ne
ulaÅŸtığını iddia ederek, bunu ÅŸöyle açıklamaktadırlar:
“Hacı Ali Turabi, 12 imamlardan 5. İmam İmam Bakır’ın neslinden gelmektedir.
Hz. Hüseyin’in torunları, gerek Emevîler ve gerekse Abbasiler tarafından gördükleri zulüm
sebebiyle Orta Asya’ya göç etmiÅŸler ve orada Türk kızları ile evlenerek TürkleÅŸmiÅŸlerdir.”
Turabi dedeleri, AlevîliÄŸi hem bir mezhep (İmam-ı Cafer Mezhebi) hem de bir tasavvuf
ve tarikat (Nazenin Tarikatı) olarak kabul etmektedirler.
Alevî-Sünnî farklılığında belki en büyük problemlerden birisi, Kur’an’ın deÄŸiÅŸtiÄŸi
hakkındaki inançlardır. Hasan DedeoÄŸlu ve Halil ÖzdemiroÄŸlu bu konuda bilimsel bir tavır
takınarak bu iÅŸi ehline (bilim adamlarına) havale etmiÅŸlerdir. Gerçekten de bu problemin,
ilahiyatçı bilim adamları tarafından incelenip enine boyuna tartışılarak kesin bir sonuca
ulaştırılmasının,
Alevî-Sünnî bütünleÅŸmesinde son derece önemli olduÄŸunu düÅŸünmekteyiz.
Turabi dedeleri, Sünnî Müslümanların dinin ÅŸekille ilgili kısımları (namaz, oruç, hac
zekat vb.) üzerinde gereÄŸinden fazla durduklarını fakat insanlarla iliÅŸkiler konusuna pek
fazla önem vermediklerini iddia etmektedirler. Çünkü onlara göre Sünnîler’in bir
kısmı her türlü kötülüÄŸü yaptıktan sonra yine camiye ibadet etmeye gidebilmektedirler. Oysa
ibadetin amacı insanları kötülüklerden uzaklaÅŸtırmaktır.
GörüÅŸmede yer alan “inancınıza göre horoz kutsal mıdır?” sorusu, İrene Melikoff
(1994:23)’un “Alevîlerin Cebraili (horoz) ile Yezidilerin Melek-i Tavusu ortaktır.” iddiasını
test etmek amacıyla sorulmuştur.
Oysa bunun dedeler tarafından, ard niyetle sorulmuş gibi algılandığını sanıyoruz.
Çünkü dedeler bu soruya kısa cevap verme yoluna giderken, bununla
ilgili bir de fıkra anlatmışlardır, Bu durum konunun açığa kavuÅŸmasını önlemiÅŸtir.
Ayrıca, “Hz. Ali’de ilahlık var mıdır?” sorusu, İrene Melikoff (1994:34)’un “Alevîler
Ali’nin tanrısallığına inanırlar.” iddiasını test etmek amacıyla sorulmuÅŸtur. Dedelerin bu
soruya verdikleri cevaplardan ise Hz. Ali’nin tanrısallığını kabul etmedikleri anlaşılmaktadır.
GörüÅŸmede dikkati çeken hususlardan birisi de, bazı Alevîler’in “Devlet Alevî köylerine
cami yaptırarak bizi SünnîleÅŸtirmek istiyor.” iddiaları ile ilgili dedelerin görüÅŸleridir.
Turabi dedeleri, Alevî köylerindeki camilerin bazılarını devletin, bazılarını da halkın kendisinin
yaptırdığını söylemiÅŸler, fakat buna “Osmanlılardan beri SünnîleÅŸtirme gayreti devam
etmektedir.” tezini ilave etmiÅŸlerdir.
Ayrıca “tavÅŸan etinin niçin yenilmediÄŸini” sorduÄŸumuzda, dedeler bunu “TavÅŸanın
başı kediye, kulakları eÅŸeÄŸe, burnu fareye, ayakları köpeÄŸe benzediÄŸi için Alevî toplumunca
yenilmediÄŸi” ÅŸeklinde belirtmiÅŸlerdir.
Burada ayrıca konu ile ilgili olmamakla beraber, “Biz hayvanları besmele ile ve kurallarına
uygun olarak kesmemize raÄŸmen, bazı Sünnîler Alevîler’in kestiÄŸi hayvanlar haramdır,
yenilmez.” diyorlar, düÅŸüncesini dile getirmiÅŸlerdir.
Bu, Sünnîler’in Alevîler hakkındaki önyargılarının bir ifadesidir. Oysa İslam inançlarına göre,
Ehl-i Kitabın (Hıristiyan ve Yahudiler) kestiÄŸi yenilebiliyorsa, Müslüman Alevîler’in
kestiklerinin yenilmesinde bir beis olamaz. Çünkü o döneme kadar Osmanlı Devleti’nde
Alevîler’le Sünnîler arasında bu derece farklılık olmadığı gibi, devletle Alevîler arasında da
düÅŸmanlık yoktur.
Yavuz Selim ile Åžah İsmail’in iktidar mücadelesinden sonra Alevî-Sünnî toplumları
arasında yüzyıllarca dostluk iliÅŸkileri kurulamadığı gibi, evlilik yoluyla oluÅŸan akrabalık
iliÅŸkileri de geliÅŸememiÅŸti. Bu durum aradaki buzların erimesinde en büyük engeldi.
Son yıllarda Alevîlerle Sünnîler arasındaki evlilikler, iki grubun bütünleÅŸmesi yönünde atılan
adımlardan en önemlisidir. Fakat bu konuda da bazı sorunların yaÅŸandığı bilinmektedir. Konu
ile ilgili Turabi Ocağı dedeleri de Çubuk yöresindeki diÄŸer ocak dedeleri gibi, ÅŸu iddiayı dile
getirmiÅŸlerdir: “Alevî erkekleri ile evlenen Sünnî gelinler, çoÄŸunlukla mutlu olurken, buna
karşılık Sünnî erkeklerle evlenen Alevî kızları çoÄŸunlukla bedbaht olmaktadır. Çünkü
geçimsizlik sonunda erkeÄŸin akrabaları, Alevî gelinin kendi davranışında kusur aramak
yerine, onun inancını (AlevîliÄŸini) suçlamaktadırlar.”
Turabi dedeleri, AlevîliÄŸin ortaya çıkış sebeplerinin doÄŸru anlaşılabilmesi için baÅŸta
Kur’anın (özellikle Tevbe Suresi 1-40 ayetlerin) tefsirlerinin tekrar tekrar okunarak
incelenmesini, bundan başka Veda Haccındaki Arafat, Mina ve Gadirihum Hutbeleri ile
Kırtas (Vasiyetname), Usema Ordusu, Hz. Peygamber’in Vefatı ve Defin İşleri, Fedek
Hurmalığı Olayı ve Kerbela Vakıa’sının İslâm tarihi kitaplarından dikkatle okunarak üzerinde
düÅŸünülmesi gerektiÄŸini dile getirmiÅŸlerdir.
Dedelerle yapılan görüÅŸmelerden çıkarılan en önemli sonuç ÅŸu olmalı: Alevî-Sünnî
gruplarının her ikisi de, aynı kökenden geldikleri ve aynı kültürü benimsedikleri gibi, Tanrı,
Peygamber, Kutsal Kitap vb. temel inanç konularında ortak olup bir milletin mensupları
oldukları anlaşılmaktadır. Sadece inançlarda ve dinsel pratiklerde çok ufak farklılıklar
bulunmaktadır. Bunlar bir toplumun kültürünün çeÅŸitliliÄŸinin ve zenginliÄŸinin kanıtı olsa
gerek.
KAYNAKLAR
Kur’an-ı Kerim. Hicr 29, Sa’d 72, Åžura 23, Ahzap 33, Sebe 46, Enfal 72-75, Nisa 35, Fetih
10, 18, 19. Dehr 5, 6, 12, 21, Nahl 67, Al-i İmran 61, 76, 77, Bakara 28, 56, Rum 40.
Melikof, İrene. Uyur İdik Uyardılar, Çev: Turan Alptekin, İstanbul, Cem Yayınevi, 1994.
TeberoÄŸlu, Haydar. Hacı Ali Türabi Velayetnamesi, Ankara,1999.
TürkdoÄŸan, Orhan. Alevî-BektaÅŸî KimliÄŸi, İstanbul, TimaÅŸ Yayınları,1995.
|